<?xml version='1.0'?><rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" >
<channel>
	<title><![CDATA[Ahalim: All site blogs: August 2022}]]></title>
	<link>https://ahalim.com/blog/all/1659312000/1661990400</link>
	<atom:link href="https://ahalim.com/blog/all/1659312000/1661990400" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<description><![CDATA[}]]></description>
		<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/1639/sevketibostan-scolymus-hispanicus-l</guid>
	<pubDate>Tue, 30 Aug 2022 14:52:34 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/1639/sevketibostan-scolymus-hispanicus-l</link>
	<title><![CDATA[Şevketibostan (Scolymus hispanicus L.)]]></title>
	<description><![CDATA[<figure class="image image_resized" style="width:1033px;"><img style="aspect-ratio:600/337;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728219211/di/c0/esc6da_s-7Ayh8e010CZHEHAB-K3Wl_l3RZHPrKT2eY/editor_images/1/45/6702884be350a.jpg" alt="image" width="600" height="337"></figure><p>Şevketi bostan (Scolymus hispanicus L.) Asteraceae familyasından bir bitkidir. Kök kabukları,&nbsp;genç yaprakları ve yaprak orta damarları sebze olarak değerlendirilmektedir. Ülkemizde Scolymus&nbsp;cinsine ait iki tür daha bulunmakla birlikte en yaygın ve değerlendirmeye uygun olanı şevketi&nbsp;bostandır.<br />Şevketi bostan ülkemizde Ege, Marmara, Karadeniz, Akdeniz ve İç Anadolu Bölgelerinde doğal&nbsp;yayılış göstermekle birlikte sebze olarak değerlendirilmesi Ege Bölgesinde, özellikle İzmir çevresinde&nbsp;bilinmektedir. Türkiye haricinde İtalya ve İspanya’da da sebze olarak değerlendirildiğine dair bilgiler&nbsp;mevcuttur.</p><p>Şevketi bostan gıda olarak tüketilmesi yanında tıbbi özellikleri de olan bir bitkidir. Kök ve toprak&nbsp;üstü kısımları idrar arttırıcı ve taş düşürücü amaçlarla kullanılmaktadır. Türkiye’de ruhsatlı ilaç&nbsp;yapımında kullanılmış birkaç bitkiden birisidir. Şevketi bostan köklerinden yapılan ilaç Lityazol Cemil&nbsp;ismi ile ruhsat almıştır. İlacın böbrek taşı, pelvis renalis taşı, üreter ve mesane taşı düşürmede oldukça&nbsp;etkili olduğu klinik denemeler sonucu ortaya konmuştur. Manisa’da kurulan bir atölyede uzun yıllar&nbsp;devam eden Lityazol Cemil’in üretimi daha sonra yeterli hammadde bulunamaması sebebiyle&nbsp;durdurulmuş, ancak yakın zaman önce tekrar başlatılmıştır. Böbrek taşlarının düşürülmesine neden&nbsp;olan etkili maddeler taraksasteril asetat ve triterpenik saponin’dir. Bu maddeler mesane yolunda ani&nbsp;kasılma ve gevşemelere sebep olarak taşların düşürülmesine yardımcı olmaktadırlar.<br />Tüketildiği bölgelerde toplama nedeniyle azaldığından zor bulunan bir yabani bitkidir. Bu&nbsp;sebeple pazarlarda diğer sebze olarak değerlendirilen yabani otlara göre oldukça yüksek fiyatlara&nbsp;satılmaktadır. Çapalarla 10-15 cm.lik kök kısmı ile sökülen bitkilerin yaslanmış yaprakları ayıklanır,&nbsp;diğer yaprakların ayaları sıyrılıp, kökün öz kısmı çıkarıldıktan sonra pazarlarda satılır. İzmir çevresinde&nbsp;Ekim’den Mayıs ayına kadar, bütün kış ve ilkbahar mevsimi boyunca yerel pazarlarda görmek&nbsp;mümkündür. İlk aylarda önceki yıllardan kalan yaşlı bitkiler kullanılırken, müteakip aylarda o yılın&nbsp;bitkileri yeterli büyüklüğe ulaşmakta ve bunlar kullanılmaktadır. Doğada, toprağın fakir veya çok ağır&nbsp;&nbsp;karakterli olduğu yerlerde bitkiler genellikle ilk yıl hasat edilecek büyüklüğe ulaşamazlar.<br />Yakın zamana kadar tamamen yabani bir bitki olan şevketi bostan Ege Tarımsal Araştırma&nbsp;Enstitüsü tarafından kültüre alınmıştır. Bu sayede üreticilere yeni bir tarımsal ürün kazandırılırken&nbsp;tüketicilere taze, kaliteli ve ucuz şevketi bostan sunma imkanı ortaya çıkmıştır. Üretiminin&nbsp; yaygınlaşarak fiyatının düşmesi ile, hem lezzetli bir sebze, hem de doğal bir şifa kaynağı olan şevketi&nbsp;bostanın sadece İzmir ve çevresinde değil, bütün Türkiye’de yaygın olarak kullanılan bir ürün haline<br />gelmesi beklenmektedir.&nbsp;</p><p>Ege mutfağı hatırı sayılır bir yeri olan&nbsp;<strong>Kuzu etli şevketi bostan yemeği</strong> tarifi için <a href="https://usumda.com/blog/view/1640/kuzu-etli-sevketi-bostan-yemegi">buraya tıklayınız.</a></p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/1638/%25E2%2580%258B%25E2%2580%258B%25E2%2580%258B%25E2%2580%258B%25E2%2580%258B%25E2%2580%258B%25E2%2580%258Bveronica-gentianoides</guid>
	<pubDate>Tue, 30 Aug 2022 14:47:26 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/1638/%25E2%2580%258B%25E2%2580%258B%25E2%2580%258B%25E2%2580%258B%25E2%2580%258B%25E2%2580%258B%25E2%2580%258Bveronica-gentianoides</link>
	<title><![CDATA[​​​​​​​Veronica gentianoides]]></title>
	<description><![CDATA[<p>&nbsp;</p><figure><figure class="image image_resized" style="width:1034px;"><img style="aspect-ratio:337/600;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728219109/di/c0/NDZ65uTJmxUCxaA3yFCMhCMDx0apJqokLObtskpF0xk/editor_images/1/45/670287e53b9fd.jpg" alt="image" width="337" height="600"></figure><p>&nbsp;</p><figcaption>Veronica gentianoides (Fotoğraf: Fazlı Yurtsever)</figcaption></figure><p>&nbsp;</p><p data-sourcepos="3:1-3:28"><strong>Türkçe Adı:</strong> Kandilçiçeği</p><p data-sourcepos="5:1-5:45"><strong>Familya:</strong> Plantaginaceae (Yılaniğnegiller)</p><p data-sourcepos="7:1-7:16"><strong>Morfolojisi:</strong></p><p data-sourcepos="9:1-9:358">Kandilçiçeği, 10-20 cm boyunda, çok yıllık, otsu bir bitkidir. Gövdesi dik veya yükselen, tüylü veya tüysüzdür. Yaprakları karşılıklı dizilişli, yumurtamsı veya eliptik, 3-5 cm uzunluğunda ve 2-3 cm genişliğindedir. Çiçekleri mavi, mor veya beyaz renklidir. Çiçekler, 1-2 cm çapında, salkım şeklinde bir başakta toplanmıştır. Meyveleri tohumlu bir kapsüldür.</p><figure><p>&nbsp;</p><figcaption>Veronica gentianoides (Fotoğraf: Fazlı Yurtsever)</figcaption></figure><p data-sourcepos="11:1-11:13"><strong>Habitatı:</strong></p><p data-sourcepos="13:1-13:180">Kandilçiçeği, Avrupa, Asya ve Afrika'da yaygın olarak görülen bir bitkidir. Türkiye'de de yaygın olarak görülür. Orman kenarları, çayırlıklar, tarlalar ve yol kenarlarında yetişir.</p><p data-sourcepos="15:1-15:16"><strong>Üreme şekli:</strong></p><p data-sourcepos="17:1-17:125">Kandilçiçeği, hem tohumla hem de vejetatif olarak ürer. Tohumları rüzgarla taşınır. Vejetatif üreme, kök sürgünleri ile olur.</p><p data-sourcepos="19:1-19:17"><strong>Besin değeri:</strong></p><p data-sourcepos="21:1-21:216">Kandilçiçeği, besin değeri yüksek bir bitkidir. Yaprakları ve çiçekleri vitamin ve mineral açısından zengindir. Yaprakları C vitamini, kalsiyum ve demir içerir. Çiçekleri ise E vitamini, potasyum ve magnezyum içerir.</p><p data-sourcepos="23:1-23:20"><strong>Tıbbi kullanımı:</strong></p><p data-sourcepos="25:1-25:242">Kandilçiçeği, geleneksel tıpta çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde kullanılır. Yaprakları ve çiçekleri, ateş düşürücü, idrar söktürücü ve balgam söktürücü olarak kullanılır. Ayrıca, yaraları iyileştirmek ve iltihabı azaltmak için kullanılır.</p><p data-sourcepos="27:1-27:23"><strong>Cins adının kökeni:</strong></p><p data-sourcepos="29:1-29:191">Cins adı Latince “Azize Veronica’ya” anlamına gelir. Cinsin çiçeklerinin Veronica’nın duvağına benzemesine işaret eder. Hristiyan teolojisine göre İsa çarmıha gerilmeye götürülürken yüzündeki kan ve terleri silmesi için Veronica kendisine bir mendil uzatır. İsa mendille yüzünü silip geri uzattığında, Veronica mendilde İsa’nın yüzünün belirdiğini görür. Veronica Antik Yunanca orijinlidir ve “gerçek resim” anlamına gelir. Tür adı Antik Yunanca “Gentiana gibi” anlamına gelir. Türün yüzeysel olarak Gentiana (gentiyan) cinsine benzemesine işaret eder. Bitki Joseph Pitton de Tournefort tarafından “Veronica orientalis, erecta, gentianellae foliis” olarak adlandırılmıştır.</p><p data-sourcepos="31:1-31:10"><strong>Sonuç:</strong></p><p data-sourcepos="33:1-33:144">Kandilçiçeği, besin değeri yüksek, ekonomik değeri olan bir bitkidir. Geleneksel tıpta da çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmaktadır.</p><p data-sourcepos="35:1-35:16"><strong>Ek bilgiler:</strong></p><ul data-sourcepos="37:1-40:0"><li data-sourcepos="37:1-37:59">Kandilçiçeği, arıcılık için önemli bir nektar kaynağıdır.</li><li data-sourcepos="38:1-38:69">Bitkinin yaprakları ve çiçekleri, hayvan yemi olarak da kullanılır.</li><li data-sourcepos="39:1-40:0">Bitkinin kökleri, boya yapımında kullanılır.</li></ul><p data-sourcepos="41:1-41:36"><strong>Kandilçiçeğinin tıbbi kullanımı:</strong></p><ul data-sourcepos="43:1-48:0"><li data-sourcepos="43:1-43:128"><strong>Ateş düşürücü:</strong>&nbsp;Kandilçiçeği, ateş düşürücü özelliklere sahiptir. Yaprakları ve çiçekleri, ateşli hastalıklarda kullanılır.</li><li data-sourcepos="44:1-44:140"><strong>İdrar söktürücü:</strong>&nbsp;Kandilçiçeği, idrar söktürücü özelliklere sahiptir. Yaprakları ve çiçekleri, idrar yolu enfeksiyonlarında kullanılır.</li><li data-sourcepos="45:1-45:142"><strong>Balgam söktürücü:</strong>&nbsp;Kandilçiçeği, balgam söktürücü özelliklere sahiptir. Yaprakları ve çiçekleri, solunum yolu hastalıklarında kullanılır.</li><li data-sourcepos="46:1-46:156"><strong>Yara iyileştirici:</strong>&nbsp;Kandilçiçeği, yara iyileştirici özelliklere sahiptir. Yaprakları ve çiçekleri, yaraların iyileşmesini hızlandırmak için kullanılır.</li><li data-sourcepos="47:1-48:0"><strong>İltihap azaltıcı:</strong>&nbsp;Kandilçiçeği, iltihap azaltıcı özelliklere sahiptir. Yaprakları ve çiçekleri, iltihaplı hastalıklarda kullanılır.</li></ul><p data-sourcepos="49:1-49:85">Kandilçiçeğinin tıbbi kullanımı için, mutlaka bir doktora danışılması tavsiye edilir.</p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/1628/sagir-kulagi-orkidesi-serapias-vomeracea</guid>
	<pubDate>Tue, 30 Aug 2022 12:18:11 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/1628/sagir-kulagi-orkidesi-serapias-vomeracea</link>
	<title><![CDATA[Sağır kulağı orkidesi (Serapias vomeracea)]]></title>
	<description><![CDATA[<figure class="image"><img src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728219006/di/c0/S4gnQiGlQQqqdUqq0qBF3ngE_DRwPG57gKU8YuVzmY4/editor_images/1/45/6702877e35912.jpg" alt="image"></figure><p><img src="https://ahalim.com/photos/thumbnail/1577/large/" alt=""></p><h3>Serapias vomeracea: Genel Bilgi</h3><p><strong>Tanım ve Morfoloji</strong></p><p>Serapias vomeracea, orkideler familyasına ait çok yıllık bir bitki türüdür. Türkçede “sağırkulağı orkidesi”, "sakarca" veya "dülger orkidesi" olarak bilinir. Bu bitki, 20-50 cm yüksekliğinde olabilir ve genellikle sulu, dik yapraklara sahiptir. Çiçekleri, genellikle sarı, yeşil veya kırmızımsı tonlarda olup, dikkat çekici bir görünüm sunar. Çiçek yapısının özel bir mimarisi vardır; üstteki yaprak, altındaki iki yaprağı kucaklar ve çiçeğin görünümünü karakterize eder.</p><p><strong>Yetişme Koşulları</strong></p><p>Serapias vomeracea, Akdeniz ikliminde yetişen bir bitkidir ve genellikle kıyı bölgelerinde, çayırlık alanlarda ve orman altlarında bulunur. Kuru ve güneşli alanları sever. Genellikle bahar aylarında çiçek açar ve bu dönemde tohumlarını üretir.</p><h3>Kullanımı ve Faydaları</h3><p>Bu tür, özellikle süs bitkisi olarak bahçelerde ve parklarda kullanılır. Serapias vomeracea'nın estetik değeri nedeniyle, orkidelerin koleksiyonerleri arasında da popülerdir. Ayrıca, geleneksel tıpta bazı yerel uygulamalarda kullanılmaktadır, ancak bu alanda daha fazla bilimsel araştırma yapılması gerekmektedir.</p><h3>Koruma Durumu</h3><p>Serapias vomeracea, habitat kaybı ve toplanma nedeniyle bazı bölgelerde tehdit altındadır. Bu nedenle, korunma çabaları ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının geliştirilmesi önemlidir.</p><h3>Sonuç</h3><p>Serapias vomeracea, özgün yapısı ve ekolojik önemi ile dikkat çeken bir bitkidir. Hem doğanın güzelliklerine katkı sağlar hem de yerel topluluklar için potansiyel faydalar sunar.</p><h3>Kaynakça</h3><ol><li>Davis, P.H. (1982). <i>Flora of Turkey and the East Aegean Islands.</i> Edinburgh University Press.</li><li>Tutin, T.G. et al. (1964). <i>Flora Europaea.</i> Cambridge University Press.</li><li>Gledhill, D.J. (2008). <i>The Names of Plants.</i> Cambridge University Press.</li><li>Akeroyd, J.R., &amp; Preuss, P. (2009). <i>Orchids of Europe.</i> Royal Botanic Gardens.</li></ol><p><img src="https://ahalim.com/photos/thumbnail/1583/large/" alt=""><br />&nbsp;</p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/1627/gobek-otu-umbilicus-rupestris-doganin-sifali-hazinesi</guid>
	<pubDate>Tue, 30 Aug 2022 12:15:39 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/1627/gobek-otu-umbilicus-rupestris-doganin-sifali-hazinesi</link>
	<title><![CDATA[Göbek Otu (Umbilicus rupestris): Doğanın Şifalı Hazinesi]]></title>
	<description><![CDATA[<p>Göbek otu (Umbilicus rupestris), halk arasında "göbek otu" veya "göbek biberi" olarak bilinen, ilginç özelliklere sahip bir bitkidir. Bu makalede, göbek otunun habitatı, morfolojisi, alternatif tıptaki yeri, mutfak ve endüstriyel değeri, korunma durumu ve etimolojisi gibi konuları detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.</p><h2>Habitatı</h2><p>Göbek otu, genellikle kayalık ve nemli alanlarda, özellikle de çamurlu topraklarda ve duvar kenarlarında yetişir. Kuzey yarımkürenin ılıman bölgelerine özgü olan bu bitki, özellikle İngiltere, Fransa ve Akdeniz bölgelerinde yaygındır. Göbek otunun, güneşli veya yarı gölgeli alanları tercih ettiğini söylemek mümkündür.</p><h2>Morfolojisi</h2><p>Göbek otu, iki yıllık bir bitki olup, 20-40 cm yüksekliğe kadar büyüyebilir. Dikey bir yapıya sahip olan bu bitkinin yaprakları büyük, kalp şeklinde ve kenarları dişli bir yapıdadır. Çiçekleri küçük, sarımsı-yeşil renkte ve salkım şeklinde açar. Çiçeklerin ortasında, yuvarlak ve etli bir meyve bulunur. Bu meyve, olgunlaştığında açılarak tohumları saçar.</p><figure class="image"><img style="aspect-ratio:1500/2000;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1726742368/di/c0/f9PPEmhOE34EsprjiF9hYhXGcewkvBf7P5pd4l7x_S8/editor_images/1/45/66ebff5f8894a.jpg" alt="image" width="1500" height="2000"></figure><h2>Alternatif Tıptaki Yeri</h2><p>Göbek otu, alternatif tıpta bazı sağlık yararları ile bilinir. Geleneksel olarak, yaraların iyileşmesini desteklemek, iltihapları azaltmak ve cilt problemlerini tedavi etmek amacıyla kullanılır. Ayrıca, bu bitkinin yaprakları, soğuk algınlığı ve solunum yolu rahatsızlıkları için çay olarak tüketilebilir. Ancak, bu tür kullanımların etkinliği üzerine daha fazla bilimsel araştırmaya ihtiyaç vardır.</p><p>&nbsp;</p><h2>Mutfak<img src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1726742424/di/c0/f8DyP4B_6mot5LA-op2E0xXAVcpmXt-Grm-hpnxeU1Q/editor_images/1/45/66ebff97a0414.jpg" alt="image" width="1500" height="2000"> Değeri</h2><p>Göbek otu, bazı bölgelerde yenilebilir bir bitki olarak değerlendirilir. Genç yaprakları ve filizleri salatalarda veya çorbalarda kullanılabilir. Özellikle genç yaprakları, taze bir tat sağlar. Bununla birlikte, mutfakta kullanımı sınırlıdır ve daha çok yerel geleneklerde yer almaktadır.</p><h2>Endüstriyel Değeri</h2><p>Göbek otu, endüstriyel alanda çok yaygın olmasa da, bazı doğal ürünlerin bileşenlerinde yer alabilir. Özellikle cilt bakım ürünlerinde ve doğal kozmetiklerde, iltihap önleyici özellikleri nedeniyle kullanılmaktadır. Ancak, endüstriyel değeri konusunda daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.</p><h2>Korunma Durumu</h2><p>Göbek otu, genel olarak yaygın bir türdür ve doğal habitatları bakımından tehdit altında değildir. Ancak, habitat kaybı ve kirlilik gibi faktörler, bu bitkinin popülasyonunu olumsuz etkileyebilir. Yerel ekosistemlerin korunması, göbek otunun varlığını sürdürebilmesi için önemlidir.</p><h2>Cins Adının Etimolojisi</h2><p>Cins adı <strong>Umbilicus</strong>, Latin kökenli olup "göbek" anlamına gelir. Bu isim, bitkinin yapısının göbek şekline benzemesinden kaynaklanmaktadır. Tür adı <strong>rupestris</strong> ise "kayalarla ilgili" anlamına gelir ve bitkinin doğal olarak kayalık alanlarda yetişme alışkanlığını ifade eder.</p><h2>Sonuç</h2><p>Göbek otu (Umbilicus rupestris), hem şifalı özellikleri hem de ekosistem için önemi ile dikkat çeken bir bitkidir. Morfolojik özellikleri, alternatif tıptaki yeri ve potansiyel kullanımları ile öne çıkmaktadır. Bu bitkinin korunması ve daha fazla araştırma yapılması, gelecekteki faydalarının ortaya çıkarılması açısından kritik önem taşımaktadır.</p><h2>Kaynakça</h2><ol><li><strong>Huxley, A. (1992).</strong> "The New Royal Horticultural Society Dictionary of Gardening." <i>Macmillan Press</i>.</li><li><strong>Grieve, M. (1984).</strong> "A Modern Herbal." <i>Lloyd Library and Museum</i>.</li><li><strong>USDA Plant Database. (2020).</strong> "Umbilicus rupestris." <i>United States Department of Agriculture</i>.</li><li><strong>Bown, D. (1995).</strong> "Encyclopedia of Herbs and Their Medicinal Uses." <i>Dorling Kindersley</i>.</li></ol><p>&nbsp;</p><h2><strong>Morfoloji:</strong></h2><ul><li><strong>Yapraklar:</strong> Kaya Göbeği'nin yaprakları genellikle etli, yuvarlak veya kalp şeklinde ve kenarları dişli olabilir. Yapraklar genellikle rozet halinde düzenlenmiştir.</li><li><strong>Çiçekler:</strong> Çiçekler genellikle uzun saplı, küçük ve yeşil renkte olup, gövde ucunda düzenlenmiştir.</li><li><strong>Gövdeler:</strong> Kaya Göbeği'nin gövdeleri kısa, kalın ve yayvan bir şekildedir.</li></ul><h2><strong>Habitat:</strong></h2><p>Kaya Göbeği genellikle kayalık ve kuru alanlarda, duvar diplerinde ve kayalık zeminlerde bulunur. Genellikle dağlık bölgelerde ve orman açıklıklarında görülür.</p><h2><strong>Üreme Şekli:</strong></h2><p>Bu bitki genellikle tohumlarla ve bazen de kök sürgünleriyle ürer. Tohumları rüzgar veya hayvanlar tarafından taşınarak yeni alanlara yayılır.</p><h2><strong>Besin Değeri:</strong></h2><p>Kaya Göbeği, geleneksel olarak gıda olarak tüketilmeyen bir bitki türüdür ve besin değeri hakkında spesifik bilgiler sınırlıdır.</p><h2><strong>Tıbbi Kullanım:</strong></h2><p>Umbilicus rupestris'in tıbbi kullanımı sınırlıdır. Ancak, bazı yerel halk tıbbı uygulamalarında cilt sorunlarına karşı kullanıldığı bilinmektedir. Ancak, tıbbi kullanımı konusunda daha fazla bilimsel araştırmaya ihtiyaç vardır.</p><h2><strong>Cins Adının Kökeni:</strong></h2><p>Umbilicus cinsi, Latince kökenli bir kelimedir ve "umbilicus" kelimesinden türetilmiştir. "Umbilicus", "göbek" veya "göbek deliği" anlamına gelir. Cins adı, bitkinin yaprakların tabanındaki göbek benzeri yapıya atıfta bulunur.</p><h2><strong>Sonuç:</strong></h2><p>Umbilicus rupestris veya Kaya Göbeği, özellikle kuru ve kayalık alanlarda bulunan bir bitki türüdür. Morfolojik özellikleri ve çeşitli ekosistemlerdeki adaptasyonu nedeniyle botanik incelemeler ve habitat analizleri devam etmelidir. Tıbbi kullanımı ve besin değeri konularında daha fazla araştırma yapılması, bitkinin potansiyel sağlık avantajlarını anlamamıza yardımcı olabilir.</p><p><img src="https://usumda.com/photos/thumbnail/1592/large/" alt=""></p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/1576/koy-enstituleri</guid>
	<pubDate>Tue, 30 Aug 2022 10:58:55 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/1576/koy-enstituleri</link>
	<title><![CDATA[Köy Enstitüleri ]]></title>
	<description><![CDATA[<p>Köy Enstitüleri hakkında yazılmış en güzel şiirlerden biridir.<br />Şiirin yazarı Özbek İncebayraktar, 1970-71 yıllarında Edebiyat Öğretmenim ve Gökçeada (İmroz) Atatürk İlköğretmen Okulu'nun Okul Müdürü'ydü...</p><p>KÖY ENSTİTÜLERİ&nbsp;</p><p>Onlar,&nbsp;<br />Köy çocuklarıydı.&nbsp;<br />Kurumuş çalılar gibiydiler bozkırda.&nbsp;<br />Kavrulmuş ekinler gibiydiler.&nbsp;<br />Geldiler,&nbsp;<br />Yalın ayakları&nbsp;<br />Ve&nbsp;<br />Yırtık mintanlarıyla geldiler,&nbsp;<br />Gönen’e, Aksu’ya, Kepirtepe’ye.&nbsp;<br />Ezilmiş, sömürülmüş, horlanmış&nbsp;<br />Ve&nbsp;<br />Unutulmuştular bin yıldır.&nbsp;</p><p>Ferhat oldular,&nbsp;<br />Yardılar İdris Dağını.&nbsp;<br />Gürül gürül akıttılar suyunu,&nbsp;<br />Hasanoğlan’a.&nbsp;<br />Köroğlu oldular,&nbsp;<br />Kafa tuttular Bolu Beylerine.&nbsp;<br />Yıktılar saltanatını ağaların.&nbsp;</p><p>Tolstoy’u Balzac’ı okudular koyun güderken.&nbsp;<br />Mozart’ı, Bethoven’i çaldılar dağ başlarında.&nbsp;<br />Moliere’i, Sophokles’i oynadılar.&nbsp;</p><p>Horon teptiler Beşikdüzü’nde kol kola.&nbsp;<br />Halay çektiler Yıldızeli’nde türkülerle.&nbsp;<br />Diz vurdular Ortaklar’da efece...&nbsp;</p><p>Siz,&nbsp;<br />Her gece,&nbsp;<br />Mehtaba çıkarken Heybeli’de,&nbsp;<br />Onlar,&nbsp;<br />Duvar ördüler,&nbsp;<br />Çatı çattılar.&nbsp;<br />Yıldızlara bakarak yaz geceleri,&nbsp;<br />Harman yerlerinde yattılar.&nbsp;<br />Kazma salladılar yorulmadan.&nbsp;<br />Kerpiç döktüler&nbsp;<br />Kerpiç.&nbsp;<br />Sızlanmadılar hiç.&nbsp;<br />Yakıştı nasırlı ellerine,&nbsp;<br />Kitap ve çekiç.&nbsp;</p><p>Başladı yurt harmanında imece...&nbsp;<br />Bir gece,&nbsp;<br />Karanlık inlerinden sinsice,&nbsp;<br />Brütüsler çıktı ansızın.&nbsp;<br />Çektiler zehirli hançerlerini,&nbsp;<br />Vurdular sırtlarından haince...&nbsp;</p><p>Çıktı mağaralarından yarasalar,&nbsp;<br />Çıktı halk düşmanları,<br />Üşüştü sülükler gibi üstümüze.&nbsp;<br />Emdiler kanımızı,&nbsp;<br />Doymadılar.&nbsp;<br />Yıktılar umudunu Türkiyemin.&nbsp;</p><p>Aydınlık bir Türkiye gelir aklıma,&nbsp;<br />Kalkınmış bir Türkiye gelir,&nbsp;<br />Köy Enstitüleri denince.&nbsp;</p><p>Özbek İNCEBAYRAKTAR</p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/1575/karayemis-prunus-laurocerasus</guid>
	<pubDate>Tue, 30 Aug 2022 10:46:15 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/1575/karayemis-prunus-laurocerasus</link>
	<title><![CDATA[Karayemiş (Prunus laurocerasus)]]></title>
	<description><![CDATA[<figure class="image image_resized" style="width:1034px;"><img style="aspect-ratio:399/600;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728218714/di/c0/6gRHemM7xkN--HctH8JjPxrEV6Ax1m2rg_y7-zFF_3w/editor_images/1/45/6702865a3da07.jpg" alt="image" width="399" height="600"></figure><p><img src="https://ahalim.com/photos/thumbnail/1505/large/" alt=""></p><p>Karayemiş (Prunus laurocerasus), gülgiller (Rosaceae) familyasından küçük beyaz renkli çiçekler açan, daha çok rutubetli ve gölgeli yerlerde yetişen 5–15 m boyunda, yaprak dökmeyen bir ağaç türü. Türkiye'de çeşitli yöresel adlarla bilinmektedir. Yaygın olarak "Taflan" adıyla bilinen bitki, "Gürcü kirazı", "Laz kirazı", "Laz üzümü", "Laz yemişi", "Tanal", "Tçkoo" adlarıyla da bilinmektedir.</p><figure class="image"><img style="aspect-ratio:768/1024;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728218773/di/c0/nfhmCUc1quTgONAol3Z7s1qDpjhwFCTfgAZoriznbns/editor_images/1/45/6702869545686.jpg" alt="image" width="768" height="1024"></figure><p><br />Morfolojik özellikleri<br />Yapraklar derimsi kısa saplı ve oval şekillidir. Orta damar alt tarafta çıkıntı teşkil eder. Çiçeklerin 30 - 40 tanesi bir arada bulunur. Taç ve çanak yapraklari 5 parçalıdır. Meyveleri zamanla siyah renk alır.</p><p>Genel kullanımı<br />Yaprakları şeker, tanen, kalsiyum, oksalat, emülsin, prunasin ihtiva eder. Taze yapraklardan elde edilen taflan suyu, antispazmodik ve öksürük dindirici, bulantı ve karın ağrılarını giderici olarak kullanılır. Fazla alınırsa, zehirlenme yapar. Taze meyveleri yenir. Taze meyvelerinin idrar söktürücü ve taş düşürücü etkileri vardır. Yaprakları ise gıdalara koku vermekte kullanılır.</p><p>Yapılan çalışmalarda on fenolik ve altı şeker içeriği tespit edilmiştir. Bilinen en yaygın üç fitesterolden biri olan β-sitosterolün karayemiş meyve çekirdeklerinde % 73’ ünü oluşturduğu belirtilmiştir. Yeteri kadar araştırması olmamasına rağmen topikal kullanımlarda ağrı üzerinde analjezik etki gösterdiği söylenmektedir. Besin ve nutrasötik takviye formülasyonlarında potansiyel olarak kullanılabilen iyi bir doğal antioksidan kaynağıdır. Halk ilacı olarak mide ülseri, sindirim sistemi şikâyeti, bronşit, egzama, hemoroit, diüretik ajan olarak kullanıldığı bilinmektedir. Meyvelerinin ise yenerek diyabette kullanıldığı bilinmektedir.[2][3]</p><p>Dağılımı<br />Güneybatı Asya ile Güneydoğu Avrupa'da doğal olarak yetişir. Türkiye'de Samsun, Giresun, Trabzon, Rize, Ordu ve Artvin civarında yüksek dağlık bölgelerde doğal olarak bulunur.</p><p>(Kaynak: Wikipedia)</p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/1574/sizandra-uzumu-schisandra</guid>
	<pubDate>Tue, 30 Aug 2022 10:36:54 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/1574/sizandra-uzumu-schisandra</link>
	<title><![CDATA[Şizandra üzümü (Schisandra)]]></title>
	<description><![CDATA[<p><img src="https://ahalim.com/photos/thumbnail/1491/large/" alt=""></p><figure class="image"><img style="aspect-ratio:1370/2048;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728218547/di/c0/0kbqHhASPM8Yq3416CzWgkdBkq2P1-5GcwgVZlSVfZw/editor_images/1/45/670285b210bf5.jpg" alt="image" width="1370" height="2048"></figure><p>Şizandra üzümü (Schisandra), diğer bir ismi ile manolya asması Çin tıbbında yaygın kullanılan yabani, koyu kırmızı renkli bir meyvedir. Çin ve Rusya’ya özgü bir meyve olmasına rağmen her tür toprağa uyum sağlayabildiği bilinir. Yaprak döken tırmanıcı bir tür sarmaşık cinsidir.</p><p>Şizandra üzümü, kıymetli adaptojen bitkiler arasında sayılmaktadır. Geleneksel tıpta bitkinin vücudun işlevlerini dengeleyen etkileri özellikle vurgulanmaktadır. Tuzlu, tatlı, ekşi, baharatlı ve acı olmak üzere 5 tadın da tamamını schisandrada bulmak mümkündür. Bu nedenle çince “beş aromalı meyve” anlamına gelen bir kelime ile de anılmaktadır. Ve dahası bu beş tat ile beş yin organının tümüne fayda sağlayabileceği düşünülmektedir. Bu beş organ kalp, karaciğer, akciğer, böbrek ve dalaktır.</p><p>Geleneksel Çin Tıbbında, schisandra yaşlanma karşıtı özellikleri nedeniyle popülerdir. Fiziksel, zihinsel ve cinsel dayanıklılığı arttırmak için sıkça kullanılır. Bitkinin özellikle meyve kısımları ve ayrıca tohumları çeşitli sağlık faydaları nedeniyle kullanılabilmektedir. Öksürük, astım, hazımsızlık, ishal, grip, uykusuzluk, ciltte alerjiler, insülin direnci, adet dönemi sancıları için tercih edildiği bilinir.</p><p>Şizandra, Doğu’nun geleneksel tıbbından yüzyıllardan beridir kendine yer bulur. Ancak bitkinin olumlu sağlık etkileri henüz modern tıp tarafından onay görmüş değildir.</p><p>Olası Yan Etkileri</p><p>Bazı insanlarda schisandra üzümünün tüketimine bağlı olarak mide ekşimesi, mide ağrısı, iştah kaybı görülebilir. Kaşıntı ve deri döküntüleri nadirdir ancak görülebilir.</p><p>Bu meyveyi gıda takviyesi formda kullanmayı düşünüyorsanız kullanım öncesi mutlaka bir sağlık profesyoneline danışınız.</p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/1466/su-atkuyrugu-equisetum-fluviatile</guid>
	<pubDate>Mon, 29 Aug 2022 10:45:55 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/1466/su-atkuyrugu-equisetum-fluviatile</link>
	<title><![CDATA[Su atkuyruğu (Equisetum fluviatile)]]></title>
	<description><![CDATA[<figure class="image"><img style="aspect-ratio:1151/2048;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728218264/di/c0/RAakUxVNNPtaVTwqd3btMIkv54s245DnMtC7w0rMxno/editor_images/1/45/67028496890a2.jpg" alt="image" width="1151" height="2048"><figcaption>Şavşat Karagöl'de su atkuyruğu (Equisetum fluviatile)&nbsp;</figcaption></figure><p>Su atkuyruğu (Equisetum fluviatile), Equisetaceae familyasından yaygın görülen bir atkuyruğu türü.</p><p>Su atkuyruğu çamur dipleri ile ağır ya da sığ sular ve göletler, bataklıklar, hendek içlerinde, tatlı su kıyıları boyunca yoğun koloniler halinde yetişen uzun ömürlü bir bitkidir.</p><p>Boyu 30–100 cm (nadiren 140 cm) uzunluğundadır. Yeşil renkli gövdesi dik yapılı, 2–8 cm çapında, pürüzsüz, yaklaşık 10 ila 30 ince sırttan oluşur. Her eklemde gövdeyi çevreleyen 5–10 mm uzunluğunda siyah uçlu küçük pulsu yapraklar vardır.</p><p>Su atkuyruğu sporla ve vejetatif yoldan köksaplarla üretilir. Çoğunlukla köksaplardan doğan sürgünlerden öncelikli olarak üretimi yapılır. Sporla üretimde gövdeden gelişen kozalaklardan çoğalır. Spor kozalakları sarımsı yeşil renkli 1–2 cm uzunluğunda 1 cm genişliğinde olup çok sayıda sık puldan oluşur.</p><p>Kuzey Yarımküre'nin ılıman bölgelerinde yaygın olan su atkuyruğunun yayılış alanı, Avrupa'da Orta İspanya, Kuzey İtalya, Kafkasya, Asya'da Çin, Kore ve Japonya; Kuzey Amerika'da Newfoundland, Güney Oregon, Idaho, Kuzeybatı Montana, Kuzeydoğu Wyoming, Batı Virginia ve Virginia'dır.</p><p>Su atkuyruğu çok çabuk yayılarak bahçe bitkilerini gelişimine engel olur bu yüzden istilacı tür olarak görülür.</p><p>Su atkuyruğu bazen bataklık atkuyruğu (E. palustre) ile karıştırılır.</p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/1286/tarla-sarmasigi-convolvulus-elegantissimus</guid>
	<pubDate>Sat, 27 Aug 2022 10:45:04 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/1286/tarla-sarmasigi-convolvulus-elegantissimus</link>
	<title><![CDATA[Tarla Sarmaşığı (Convolvulus elegantissimus)]]></title>
	<description><![CDATA[<figure class="image"><img style="aspect-ratio:2048/1374;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1729627201/di/c0/aD6YUh53r8t5V96VzpOAYDo0fWE9KHMcY9rhPHF-MxE/editor_images/1/45/6718043feda01.jpg" width="2048" height="1374" alt="image"><figcaption>Tarla sarnaşağı (Convolvulus elegantissimus), Atdanuc - Fotoğraf: Fazlı Yurtsever</figcaption></figure><p><img src="https://ahalim.com/photos/thumbnail/384/large/" alt="">Giriş</p><p data-sourcepos="5:1-5:454">Tarla sarnaşağı (Convolvulus elegantissimus), ülkemizin birçok bölgesinde doğal olarak yetişen, Kahkahaçiçeğigiller (Convolvulaceae) familyasına ait otsu bir bitkidir. Bahçelerde, yol kenarlarında ve tarlalarda sıkça rastlanan bu bitki, sürünücü veya tırmanıcı yapısı ve hoş kokusu ile dikkat çeker. Hem geleneksel tıpta hem de mutfakta çeşitli kullanım alanları bulunan tarla sarımsağı, halk arasında kaplumbağa otu veya kuzusarmaşığı olarak da bilinir.</p><figure class="image"><img style="aspect-ratio:2048/1536;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728417777/di/c0/LUfEVk0Ihib6FCFPuRTs9KU_RDq3V02-8_ABJyQANts/editor_images/1/45/67058fefa4dc2.jpg" alt="image" width="2048" height="1536"><figcaption>Tarla sarnaşağı (Convolvulus elegantissimus), - Fotoğraf: Fazlı Yurtsever</figcaption></figure><h3 data-sourcepos="7:1-7:15">Morfolojisi</h3><p data-sourcepos="9:1-9:269">Tarla sarmaşığı, genellikle 1 metreye kadar boylanabilen, çok yıllık otsu bir bitkidir. Gövdesi ince, tüylü ve dallıdır. Yaprakları kalp veya ok şeklindedir. Çiçekleri genellikle beyaz veya pembe renkli olup, boru şeklindedir. Çiçeklenme dönemi Nisan-Haziran aylarıdır.</p><h3 data-sourcepos="11:1-11:21">Yetişme Koşulları</h3><p data-sourcepos="13:1-13:176">Tarla saemaşığı, güneşli ve sıcak yerleri tercih eder. İyi drene olan, humusça zengin topraklarda daha iyi gelişir. Kuraklığa dayanıklıdır ancak aşırı sulamaya tahammül edemez.</p><h3 data-sourcepos="15:1-15:16">Yerel Adları</h3><ul data-sourcepos="17:1-21:0"><li data-sourcepos="17:1-17:51"><strong>Tarla sarmaşığı:</strong> En yaygın kullanılan adıdır.</li><li data-sourcepos="18:1-18:70"><strong>Kaplumbağa otu:</strong> Yapraklarının şeklinden dolayı bu isimle anılır.</li><li data-sourcepos="19:1-19:100"><strong>Kuzusarmaşığı:</strong> Bitkinin genç sürgünlerinin yumuşak ve tüylü olması nedeniyle bu isimle anılır.</li><li data-sourcepos="20:1-21:0"><strong>Convolvulus elegantissimus:</strong> Bilimsel adıdır.</li></ul><h3 data-sourcepos="22:1-22:16">Tıbbi Değeri</h3><p data-sourcepos="24:1-24:421">Tarla sarmaşığı, geleneksel tıpta çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmıştır. Bitkinin yaprakları ve kökleri, anti-inflamatuar, antioksidan ve yatıştırıcı özelliklere sahiptir. Özellikle cilt sorunları, sindirim sistemi rahatsızlıkları ve uykusuzluk gibi problemlerde kullanıldığına dair kayıtlara rastlanmaktadır. Ancak, tarla sarmaşığının tıbbi etkileri hakkında daha fazla bilimsel araştırmaya ihtiyaç vardır.</p><h3 data-sourcepos="26:1-26:17">Mutfak Değeri</h3><p data-sourcepos="28:1-28:214">Tarla sarmaşığının genç yaprakları salatalarda, çorbalarda ve omletlerde kullanılabilir. Bitkinin kökleri ise bazı bölgelerde çay olarak tüketilir. Ancak, tüketilmeden önce mutlaka uzman birinden görüş alınmalıdır.</p><h3 data-sourcepos="30:1-30:22">Cins Adının Kökeni</h3><ul data-sourcepos="32:1-34:0"><li data-sourcepos="32:1-32:186"><strong>Convolvulus:</strong> Latince "convolvere" kelimesinden türetilmiştir ve "sarmalanmak" anlamına gelir. Bitkinin sarmaşık gibi diğer bitkilere veya desteklere tutunma özelliğine işaret eder.</li><li data-sourcepos="33:1-34:0"><strong>elegantissimus:</strong> Latince "elegans" kelimesinin üstünlük derecesini ifade eden hali olup, "en zarif" anlamına gelir. Bitkinin zarif çiçeklerine ve yapısına işaret eder.</li></ul><h3 data-sourcepos="35:1-35:18">Diğer Bilgiler</h3><ul data-sourcepos="37:1-40:0"><li data-sourcepos="37:1-37:91"><strong>Ekolojik önemi:</strong> Tarla sarmaşığı, birçok böcek türü için önemli bir nektar kaynağıdır.</li><li data-sourcepos="38:1-38:147"><strong>Zararlı etkileri:</strong> Aşırı tüketimi halinde mide bulantısı ve kusmaya neden olabilir. Ayrıca, bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara yol açabilir.</li><li data-sourcepos="39:1-40:0"><strong>Üreme:</strong> Tohumla ve vejetatif olarak çoğalır.</li></ul><h3 data-sourcepos="41:1-41:9">Sonuç</h3><p data-sourcepos="43:1-43:319">Tarla sarmaşığı, ülkemizin doğal bitki örtüsünün önemli bir parçasıdır. Hem geleneksel tıpta hem de mutfakta çeşitli kullanım alanları bulunan bu bitki, aynı zamanda doğal yaşam için de önemli bir rol oynar. Ancak, tıbbi amaçlarla kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışılması ve aşırı tüketimden kaçınılması gerekir.</p><p data-sourcepos="47:1-47:14"><strong>Kaynaklar:</strong></p><ul data-sourcepos="49:1-52:0"><li data-sourcepos="49:1-49:142"><strong>Türkiye Bitkileri Listesi:</strong> (Bu kaynağı bulmak için ilgili botanik derneklerinin veya üniversitelerin web sitelerini araştırabilirsiniz.)</li><li data-sourcepos="50:1-50:140"><strong>Vikipedi:</strong>&nbsp;<response-element class="" _nghost-ng-c2216781276="" ng-version="0.0.0-PLACEHOLDER"><link-block class="ng-star-inserted" _ngcontent-ng-c2216781276=""><a target="_blank" rel="noopener" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Tarla_sar%C4%B1msa%C4%9F%C4%B1">https://tr.wikipedia.org/wiki/Tarla_sar%C4%B1msa%C4%9F%C4%B1</a></link-block></response-element></li><li data-sourcepos="51:1-52:0"><strong>Bitki Koruma Ürünleri Veri Tabanı:</strong>&nbsp;<response-element class="" _nghost-ng-c2216781276="" ng-version="0.0.0-PLACEHOLDER"><link-block class="ng-star-inserted" _ngcontent-ng-c2216781276=""><a target="_blank" rel="noopener" href="https://bku.tarimorman.gov.tr/Zararli/Details/525">https://bku.tarimorman.gov.tr/Zararli/Details/525</a></link-block></response-element></li></ul>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/1215/priene-antik-kenti</guid>
	<pubDate>Fri, 26 Aug 2022 14:41:27 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/1215/priene-antik-kenti</link>
	<title><![CDATA[Priene Antik Kenti]]></title>
	<description><![CDATA[<figure class="image"><img style="aspect-ratio:2048/1536;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728287377/di/c0/Q6aiCWtJoCjjotIT_dSdhVXctbj0dDAaz5ahpUGYibE/editor_images/1/45/6703928f3ada7.jpg" width="2048" height="1536" alt="image"></figure><p>Ekim 2020 tarihinde, üniversite arkadaşlarım ile yaptığım güney gezisinde, Kuşadası'nda buluştuğumuz, yine üniversiteden arkadaşlarımız olan Korkut Özarcan ve İsmail Caner Genç'in mihmandarlığında yaptığmız çevre tanıma gezisinde yolumuz, antik çağlardan bu güne hayatta kalmayı bşarmış Antik Priene Kenti'ne düştü.<br />İnternette yaptığım araştırma ile Priene'nin, Aydın iline bağlı Söke'de, Selçuk-Efese yaklaşık 100 km uzaklıkta kurulmuş bir İyon (Antik Yunan) şehri olduğu, şehirin Menderes nehrinin 10 km kuzeyinde Belus'un oğlu Aegyptus yönetiminde İyonlar tarafından kurulduğu, ilk kuruluşunda deniz kıyısında olan şehirin, Menderesin alüvyonu nedeniyle şimdi denizden kilometrelerce kilometrelerce uzağa düştüğü bilgisine eriştim.</p><figure class="image"><img style="aspect-ratio:1536/2048;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728286898/di/c0/dTjz52g3V4MlzfoWY3E3U_qBIWOmKVkRsgbnxmiJlsc/editor_images/1/45/670390aff3117.jpg" alt="image" width="1536" height="2048"><figcaption>Gezi grubumuzda bize mihmandarlık yapan iki üniversite arkadaşımıza, Korkut Özarcan ve Caner Genç'e, sonsuz teşekkürlerimiz de buradan ekleyeyim.</figcaption></figure><p>Mihmandarımız, Korkut Özarcan'dan, kentin amfitiyatrosuna giden yol öncesi kentin tarihçesi hakkında kısa bir bilgi aldıktan sonra, kesme taşlardan oluşturulmuş, amfitiyatroya giden, merdivenli yoldan yukarı doğru yürüdük.</p><figure class="image"><img style="aspect-ratio:2048/1536;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728286801/di/c0/ePIg5VAPkmt_xV4QH3lRsab3MdyRoFXYlDP1XsIr5mE/editor_images/1/45/6703904f75bbe.jpg" alt="image" width="2048" height="1536"></figure><p><br />Kısa bir bir yürüşün ardından, Roma çağında gerçekleştirilen değişikliklere rağmen Helenistik geleneği hala koruyan amfitiyatroya vardık. &nbsp;İ.Ö. 3 yüzyılda inşa edildiği, toplamda 50 sıralı bir cavea ile 5000 kişi kapasiteli olduğu bilinen tiyaroda, sahnenin hemen kıyısında, sahneye dönük biçimde, 5 adet taş koltuğun, günümüzün protokol koltuklarına benzer şekilde, kentin veya civarın önemli kşilerine ayrılmış koltuklar olduğu bilgisini (o çağlarda muhtemelen oturabilmeyi hayal bile edemiyeceğimiz o koltuklarda otururken) &nbsp;mihmandarlarımızdan aldık.</p><figure class="image"><img style="aspect-ratio:2048/1536;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728285508/di/c0/TZ-QXUdXZPOMwvpaptmQyIDFK9xUZqzed6TStovStDA/editor_images/1/45/67038b420fd24.jpg" alt="image" width="2048" height="1536"></figure><p>Yine sahnenin üzerindeki taş masanın, yapının sadece tiyatro oyunlarına yönelik bir yapı olmadığını, halkın bilgilendirilmesi amaçlı toplantıların da yapıldığı bir kamusal alan olduğu fikrini doğurdu, bende.</p><p><img src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1661533293/di/c0/bh1pPiqYicyZB5_rzGZcjpNEI89bBBl5EDKnnajVBdU/:Y2tlZGl0b3JfdXBsb2FkLzEvMS80NS9rdWxpcy0wMS5qcGc" alt=""></p><figure class="image"><img style="aspect-ratio:1536/2048;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728285491/di/c0/-QS4iX7s7aUWsPM-jzMCYkTY-cOW-VF-4B7-Uw8owYM/editor_images/1/45/67038b31617ed.jpg" alt="image" width="1536" height="2048"></figure><p>Sahnenin hemen arkasındaki, yine kesme taşlardan oluşturulmuş &nbsp;kulis odalarının muntazamlığı, gerçekten görülmeye değerdi.<br />Amfitiyaro'dan ayrılıp, şehri dolaşmaya devam ettik. Kısa bir yürüyüşün ardından Samsun (Mykale) Dağı'na sırtını dayamış olan Athena Tapınağı'na vardık.</p><figure class="image"><img style="aspect-ratio:2048/1536;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728286435/di/c0/e7tTSsIFh_motGJO1a11uQ_KfY96pqbffrYI-TJ-MYQ/editor_images/1/45/67038ee19d3ca.jpg" alt="image" width="2048" height="1536"></figure><p><br />Antik yerleşim Priene’nin en eski ve en önemli yapılarından birisi olan bu tapınak,Athena Deniz seviyesinden yaklaşık 97 metre yükseklikte olup, tapınağın mimarisi klasik dönem helen mimarisine uyum göstermektedir. Edindiğimiz bililere göre, tapınak naos, pronaos, opisthodomos’dan oluşmaktadır. 6 x 11 sütunlu ion düzeninde inşa edilmiştir. Tapınağın mimarnın (Mauseleum ve Didyma Apollon Tapınağının mimarı) Opisthodomos’u dor düzeninden alıp, ion düzenine uygulayan mimar Pytheos olduğunu öğrendik. Antik Tapınakta 24 yivli sütunlar kullanıldığı, Vitrivius, De Architectura adlı kitabında ion tapınaklarına örnek olarak bu tapınağın verildiğini söylemeden de geçemiyeceğim bu tapınak, ayakta kalan sütunları ile hala etkileci bir yapı.</p><figure class="image"><img style="aspect-ratio:2048/1536;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728286409/di/c0/B_5wmdCkHacJosi2ZozK7NfEsW1A6TGlGotYUE6vEBM/editor_images/1/45/67038ec70d5ce.jpg" alt="image" width="2048" height="1536"></figure><p><img src="https://usumda.com/serve-file/e0/l1661593453/di/c0/810nIMSstbJvYOyZdimfbiUkERy2o7zQSp_hzPCIMU8/:Y2tlZGl0b3JfdXBsb2FkLzEvMS80NS9QcmllbmUtMDA0LmpwZw" alt=""><br />Şehrin taş parke yollarında yürüken gördüğümüz, sakinlerinin dinlemesi için yapıldığını düşündüğümüz, taş oturma grupları bize dönemin medeniyette ulaştığı seviyeyi, insanına verdiği değeri hissettirdi, doğrusu.<br />Kentin caddesinden yürüyüşümüze devam edip Agora'ya ulaştık. Agora antik Yunan kentlerinde, şehirle ilgili politik, dini, ticari her türlü faaliyetin gerçekleştiği, tüm kamu binalarının etrafında sıralandığı halka ait geniş açık alan imiş. Üç tarafı stoalarla (üstü kapalı, sütunlu galeriler) çevrilidir ve stoaların arkasında da magazinler bulunmaktaymış. Agora toplamda 2 blokluk bir araziyi kapsamaktadır ve 75,60 x 46,35 metre boyutlarındadır. Agoranın ortasında Hermes’e adanmış bir sunak ta bulunmaktaymış. Bu sunağında doğusunda da taşlarla oluşturulmuş 2 platformun yer aldığı, Agora'da birçok heykel altlığı ele geçirildiği edindiğimiz diğer önemli bilgilerden.</p><p><img class="image_resized" style="aspect-ratio:600/450;width:1034px;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1661593588/di/c0/v5RNE3dhU6R176UfTV356JdLtYs-AV2qTbd3dOy4hT4/:Y2tlZGl0b3JfdXBsb2FkLzEvMS80NS9QcmllbmUtMDA1LmpwZw" alt="" width="600" height="450"><br />Agoran'ın hemen yanı başındaki, Demeter Kutsal alanı şehrin en eski tapınaklarından biri olup bereket tanrıçaları olan Demeter ve Koreye adanmış. Tapınak anteli bir yapıdır ancak alışılmışın dışında bir plana sahiptir. Antik kent akropolisi içinde kalan kutsal alan, Anteler arasında duran iki dor sütununun gövdeleri düzdür ve bu sütunlar iki basamaklı bir altyapı üzerinde yükseliyordu. Kutsal alan Temenosun giriş kapısının yanında yapılan arkeolojik çalışmalar neticesinde heykel kaideleri bulunmuştur. Ayrıca bulunan Yazıtlardan bunların Rahibe Tmanossa ve Nikeso ya ait heykel kaideleri olduğu belirlenmiştir. Antik yapı Tapınağa ait sunak ise girişin hemen biraz ilerisinde bulunuyordu. Bir pronaos ve buna bağlı dörtgen formlu bir naos bulunmaktaydı. Kült odasının batı duvarında steller için yapılmış kaplama taşlar üzerinde oyuklar bulunmuştur. Yapının Naos enlemesine yerleştirilmiştir. Naos güneye doğru devam ettiği için pronaosun enini aşan ölçülere sahiptir. Tapınağın güneyinde kesme taş duvardan inşa eilmiş adak kuyusu tespit edilmiştir. Kare formda 2m derinliğindedir.</p><figure class="image"><img style="aspect-ratio:2048/1536;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728286483/di/c0/hswCGOzCmq5yeyFQRYMbDELuOgIDkGIb9XmwVJ6RTe8/editor_images/1/45/67038f10ebbb5.jpg" alt="image" width="2048" height="1536"></figure><p><br />Yine aynı bölgede Bouleuterion (Meclis Binası) ve Prytaneion (eski yunan kentlerinde, kutsal ateşin korunduğu ve devletin bakmakla yükümlü olduğu kişilere yemek verilen kamu yapısı) yapılarına ait &nbsp;kalıntılar ile karşılaştık.&nbsp;<br />Wiki pedia'dan edindiğim bilgilere göre, Bouleuterion'un Tiyatro ile birlikte Priene’nin en iyi korunmuş yapısıdır. Bitişiğindeki Prylaneion ile birlikte birinsulayı kapladığı, kareye yakın bir form gösterip 20 x 21 m ölçülerinde olduğu bigisine ulaştım. Ortasında bir sunak olan ve üç kenarında duvarlara paralel yükselen basamaklar şeklinde oturma yerleri olan kapalı bir salon olduğu, kuzeyinde 16, doğu ve batısında ise 10’ar basamağa sahip olduğu,toplam oturma kapasitesi 640 kişi olduğu eriştiğim diğer bilgilerden.</p><figure class="image"><img style="aspect-ratio:2048/1536;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728286755/di/c0/7YR4rMJvZ5uZXxq1c2d3JWu0Bej8fzExZEie6km7344/editor_images/1/45/670390221b41b.jpg" alt="image" width="2048" height="1536"></figure><p><br />Hemen yanındaki Prytaneion ise, sütunlu avluya sahip bir ev şeklinde imiş.Yani etrafındaki sütun galerisinin üzeri çatıyla örtülmüş, bir avlunun çevresine dizili mekanlardan oluşmaktaymış. toplam 8 odasının açıldığı kare şeklinde bir avlusu var olduğu, iki odanın fonksiyonu hakkında kesin bilgilerin olduğu kaynaklarda belirtilmekte. Güneydeki orta mekân agoranın kuzey galerisinden avluya geçiş vazifesi gördüğü, hemen doğusundaki bir mekanda ise dikdörtgen şekilli bir ocağı ortaya çıkmasından dolayı, tanrıça Hestia’ya adanan kutsal ateş odası olduğu fikrine varılmaktadır. M. Ö. 2. Yüzyıla tarihlenmektedir. Prytaneioniçindeki yarım sütun formundaki kitabede Prytaneionda görev üstlenmiş kişilerin isimleri yeralmaktadır.</p><figure class="image"><img style="aspect-ratio:2048/1536;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728286593/di/c0/uZnrOhAngPnKu_CMOCUj6iSWI5TY92gDyK4_lkdjddg/editor_images/1/45/67038f7ed9daa.jpg" alt="image" width="2048" height="1536"></figure><p>Kentin içinde gezinirken rastladığımız künk borular, o dönemde dahi, bir şehri oluşturmada, alt yapının ne kadar önemsendiğini bize hissettirdi.</p><figure class="image"><img style="aspect-ratio:2048/1536;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728286553/di/c0/Teo2ApfIYnDv8vgPz7SC-CdOXd4i9aPhMQrpMP55HeA/editor_images/1/45/67038f57b52f3.jpg" alt="image" width="2048" height="1536"></figure><p>Şehrin yıkıntılarında gördüğümüz estetik ve&nbsp; işçilik, şehirlerimizi beton yığınına çeviren günümüz mimarlarına ve yapı işçilerine ders verir nitelikte.</p><figure class="image"><img style="aspect-ratio:1536/2048;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728286679/di/c0/mPGOP88ntoqiF2vEIsFBTDaeBxIbcvAV7AtBlzJL4C4/editor_images/1/45/67038fd4bf777.jpg" alt="image" width="1536" height="2048"></figure><p>Son sözüm, yolu Söke civarına düşenlere: Priene'yi görmeden dönmeyin. Hoş, bu anlattıklarımdan sonra, zaten dönmezsiniz. Dönmezsiniz değil mi?</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
</channel>
</rss>
