<?xml version='1.0'?><rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" >
<channel>
	<title><![CDATA[Ahalim: All site blogs}]]></title>
	<link>https://ahalim.com/blog/all?offset=680</link>
	<atom:link href="https://ahalim.com/blog/all?offset=680" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<description><![CDATA[}]]></description>
		<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/213/hos-kayagobegi-prometheum-pilosum</guid>
	<pubDate>Mon, 15 Aug 2022 20:34:19 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/213/hos-kayagobegi-prometheum-pilosum</link>
	<title><![CDATA[Hoş kayagöbeği (Prometheum pilosum)]]></title>
	<description><![CDATA[<figure class="image"><img style="aspect-ratio:1151/2048;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728215146/di/c0/3J-zW5QgQu-QA14g4hdcdfXCZlIqm9ICzhnVxvaPUVk/editor_images/1/45/67027868bd679.jpg" alt="" width="1151" height="2048"><figcaption><span>Hoş kayagöbeği (Prometheum pilosum), Ardanuc - Fotoğraf: Fazlı Yurtsever</span></figcaption></figure><p><img src="https://ahalim.com/photos/thumbnail/208/large/" alt=""></p><p data-sourcepos="3:1-3:9"><strong>Giriş</strong></p><p data-sourcepos="5:1-5:339"><span>Hoş kayagöbeği (Prometheum pilosum), Türkiye'nin endemik bitkilerinden biri olup, özellikle kurak ve kayalık bölgelerde yetişir. Bu nadide bitki, hem bilimsel hem de estetik açıdan büyük ilgi görmektedir. Peluşumsu yapısı ve nadir bulunması nedeniyle koleksiyonerler arasında oldukça popülerdir.</span><span class="animating"> Bu makalede, hoş kayagöbeğinin özellikleri,</span><span> yaşam alanı, bakımı ve önemi hakkında detaylı bilgiler bulacaksınız.</span></p><figure class="image"><img style="aspect-ratio:2048/1374;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728215447/di/c0/VokhEreEkucxYJLCGN87BLM-Fk6LHdZtg5-vu0L-GaQ/editor_images/1/45/670279969eedc.jpg" alt="" width="2048" height="1374"><figcaption><span>Hoş kayagöbeği (Prometheum pilosum), Şavşat - Fotoğraf: Fazlı Yurtsever</span></figcaption></figure><p data-sourcepos="7:1-7:33"><strong>Hoş Kayagöbeğinin Özellikleri</strong></p><p data-sourcepos="9:1-9:289"><span>Hoş kayagöbeği, Crassulaceae (damkoruğugiller) familyasına ait, sukulent bir bitkidir. Adını, tüylü ve yumuşak yapraklardan alır. Genellikle rozet şeklinde büyür ve küçük, yıldız şeklinde pembe veya beyaz çiçekler açar. Kökleri toprağa sıkıca tutunarak kuraklığa dayanıklı olmasını sağlar.</span></p><ul data-sourcepos="11:1-11:27"><li data-sourcepos="11:1-11:27"><strong>Gövde:</strong><span> Kısa ve odunsu bir gövdeye sahiptir.</span></li><li data-sourcepos="12:1-12:108"><strong>Yapraklar:</strong><span> Kalın, etli ve tüylü yapıdadır. Güneş ışığını hapsederek suyu depolama özelliğine sahiptir.</span></li><li data-sourcepos="13:1-16:0"><strong>Çiçekler:</strong><span> Küçük, yıldız şeklinde ve genellikle pembe veya beyaz renklidir. İlkbahar veya yaz aylarında açar.</span></li></ul><figure class="image"><img style="aspect-ratio:1151/2048;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1729626420/di/c0/HLLcON6clgvpoaz6L2Q4uJcY8zH-wHiev8yWt9rFenU/editor_images/1/45/67180132c7322.jpg" alt="" width="1151" height="2048"><figcaption><span>Hoş kayagöbeği (Prometheum pilosum), Ardanuc - Fotoğraf: Fazlı Yurtsever</span></figcaption></figure><p data-sourcepos="17:1-17:15"><strong>Yaşam Alanı</strong></p><p data-sourcepos="19:1-19:114"><span>Hoş kayagöbeği, Türkiye'nin özellikle Anadolu ve Kafkasya bölgelerindeki kayalık yamaçlar, taşlık alanlar ve kurak step bölgelerinde doğal olarak yetişir. Bu bitki, aşırı sıcaklık değişimlerine ve kuraklığa dayanıklı olduğu için bu zorlu koşullarda hayatta kalabilir.</span></p><p data-sourcepos="21:1-21:9"><strong>Bakım</strong></p><p data-sourcepos="23:1-23:84"><span>Hoş kayagöbeği, bakımı kolay bir bitki olmasına rağmen bazı özel ihtiyaçları vardır:</span></p><ul data-sourcepos="25:1-27:1"><li data-sourcepos="25:1-25:95"><strong>Işık:</strong><span> Bol güneş ışığına ihtiyaç duyar. Ancak, yaz aylarında öğle güneşinden korunmalıdır.</span></li><li data-sourcepos="26:1-26:103"><strong>Sulama:</strong><span> Toprak tamamen kuruduktan sonra sulanmalıdır. Fazla sulama kök çürümesine neden olabilir.</span></li><li data-sourcepos="27:1-27:1"><strong>Toprak:</strong><span> İyi drene olan, mineral bakımından zengin topraklar tercih edilmelidir.</span></li><li data-sourcepos="28:1-28:73"><strong>Sıcaklık:</strong><span> Soğuğa dayanıklıdır ancak aşırı soğuklardan korunmalıdır.</span></li><li data-sourcepos="29:1-30:0"><strong>Gübreleme:</strong><span> Büyüme döneminde azotlu gübrelerle beslenebilir.</span></li></ul><p data-sourcepos="31:1-31:9"><strong>Önemi</strong></p><p data-sourcepos="33:1-33:61"><span>Hoş kayagöbeği, hem bilimsel hem de estetik açıdan önemlidir:</span></p><ul data-sourcepos="35:1-39:0"><li data-sourcepos="35:1-35:108"><strong>Endemik Tür:</strong><span> Türkiye'ye özgü bir bitki türü olması nedeniyle biyolojik çeşitlilik açısından önemlidir.</span></li><li data-sourcepos="36:1-36:83"><strong>Peyzaj Bitkisi:</strong><span> Kaya bahçeleri ve saksılarda dekoratif amaçla kullanılabilir.</span></li><li data-sourcepos="37:1-37:175"><strong>Tıbbi Özellikleri:</strong><span> Bazı kaynaklara göre, hoş kayagöbeğinin bazı hastalıklara iyi geldiği düşünülmektedir. Ancak bu konuda daha fazla bilimsel araştırmaya ihtiyaç vardır.</span></li><li data-sourcepos="38:1-39:0"><strong>Genetik Çalışmalar:</strong><span> Bitki genetiği araştırmalarında model organizma olarak kullanılabilir.</span></li></ul><p data-sourcepos="40:1-40:13"><strong>Tehditler</strong></p><p data-sourcepos="42:1-42:115"><span>Hoş kayagöbeği, habitat kaybı, aşırı otlatma ve bilinçsiz toplanması gibi nedenlerle tehdit altındadır. Bu nedenle, bu türün korunması için gerekli önlemler alınmalıdır.</span></p><p data-sourcepos="44:1-44:9"><strong>Sonuç</strong></p><p data-sourcepos="46:1-46:159"><span>Hoş kayagöbeği, Türkiye'nin doğal güzelliklerinden biridir. Bu nadide bitkiyi korumak ve gelecek nesillere aktarmak için herkesin duyarlı olması gerekmektedir.</span></p><p data-sourcepos="48:1-48:13"><strong>Kaynaklar</strong></p><ul data-sourcepos="50:1-53:0"><li data-sourcepos="50:1-50:30"><span>Vikipedi: Prometheum pilosum</span></li><li data-sourcepos="51:1-51:50"><span>Doğal Hayat: Prometheum pilosum (Hoş kayagöbeği)</span></li><li data-sourcepos="52:1-53:0"><span>Insukuland: Prometheum Pilosum</span></li></ul><p data-sourcepos="56:1-56:15"><strong>Ek Bilgiler</strong></p><ul data-sourcepos="58:1-61:0"><li data-sourcepos="58:1-58:59"><span>Hoş kayagöbeği, genellikle tohum veya çelikle çoğaltılır.</span></li><li data-sourcepos="59:1-59:72"><span>Bu bitki, kuraklığa dayanıklı olduğu için sulamaya dikkat edilmelidir.</span></li><li data-sourcepos="60:1-61:0"><span>Hoş kayagöbeği, diğer sukulent bitkilerle birlikte kompozisyonlar oluşturmak için kullanılabilir.</span></li></ul><p data-sourcepos="62:1-62:137"><strong>Not:</strong><span> Bu makale, genel bir bilgi verme amaçlıdır. Hoş kayagöbeği hakkında daha detaylı bilgi almak için uzmanlara danışmanız önerilir.</span><img src="https://usumda.com/photos/thumbnail/210/large/" alt=""></p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/203/deniz-lavantasi</guid>
	<pubDate>Mon, 15 Aug 2022 19:50:02 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/203/deniz-lavantasi</link>
	<title><![CDATA[Deniz lavantası]]></title>
	<description><![CDATA[<figure class="image"><img style="aspect-ratio:1024/508;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728215702/di/c0/wDAILE7XWzb7Bur5F5fVq9kIRQANXdUpLnI2CnCzFxo/editor_images/1/45/67027a96ac15f.jpg" alt="image" width="1024" height="508"></figure><h2><strong>Giriş:</strong></h2><p>Limonium sinuatum, Plumbaginaceae familyasına ait ve genellikle "Deniz Lavantası" olarak adlandırılan bir bitki türüdür. Bu makalede, Limonium sinuatum'un Türkçe adı, morfolojisi, habitatı, üreme şekli, besin değeri, tıbbi kullanımı ve cins adının kökeni üzerine bir inceleme sunulacaktır.</p><h2><strong>Türkçe Adı:</strong></h2><p>Deniz Lavantası</p><h2><strong>Morfoloji:</strong></h2><ul><li><strong>Yapraklar:</strong> Deniz Lavantası'nın yaprakları genellikle etli, uzun ve dar, gri-yeşil renkte olup, genellikle rozet halinde düzenlenmiştir.</li><li><strong>Çiçekler:</strong> Çiçekleri genellikle küçük ve yoğun bir şekilde düzenlenmiştir. Renkleri genellikle mavi, mor veya pembe tonları arasında değişebilir.</li><li><strong>Gövdeler:</strong> Gövdeler genellikle dik, sert ve çok dallıdır.</li></ul><figure class="image"><img style="aspect-ratio:1536/1152;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728215853/di/c0/LfqvxycCNYlW6eaM_f22GV7wUcx8xLC8hKFuWEC-Hjw/editor_images/1/45/67027b2ce4d9c.jpg" alt="image" width="1536" height="1152"></figure><h2><strong>Habitat:</strong></h2><p>Deniz Lavantası genellikle tuzlu topraklarda, sahil bölgelerinde ve tuzlu bataklıklarda bulunur. Bu bitki türü, deniz kıyılarına ve tuzlu suya dayanıklıdır.</p><h2><strong>Üreme Şekli:</strong></h2><p>Bu bitki genellikle tohumlarla ürer. Tohumlar rüzgar veya su tarafından taşınarak yeni alanlara yayılır.</p><h2><strong>Besin Değeri:</strong></h2><p>Deniz Lavantası, geleneksel olarak gıda olarak tüketilmeyen bir bitki türüdür ve besin değeri hakkında spesifik bilgiler sınırlıdır. Genellikle süs bitkisi olarak değerlendirilir.</p><h2><strong>Tıbbi Kullanım:</strong></h2><p>Deniz Lavantası'nın tıbbi kullanımı hakkında sınırlı bilgi bulunmaktadır. Ancak, bazı Limonium türleri geleneksel tıpta kullanılmıştır, özellikle anti-enflamatuar ve yara iyileştirici özellikleri nedeniyle. Ancak, bu özelliklerin Limonium sinuatum için geçerli olup olmadığı konusunda daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.</p><h2><strong>Cins Adının Kökeni:</strong></h2><p>Limonium cinsi, Yunanca "leimon" kelimesinden türetilmiştir ve "bataklık" veya "su kenarı" anlamına gelir. Cins adı, bitkinin sıklıkla sulak alanlarda yetiştiğine atıfta bulunur.</p><figure class="image"><img style="aspect-ratio:1536/1152;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1728215824/di/c0/ZtKsOW1RFN6mn127kye6eIbRMA-0Yb9Y7U8nF493FUw/editor_images/1/45/67027b102a500.jpg" alt="image" width="1536" height="1152"></figure><h2><strong>Sonuç:</strong></h2><p>Limonium sinuatum veya Deniz Lavantası, özellikle sahil bölgelerinde yaygın olarak bulunan bir bitki türüdür. Morfolojik özellikleri ve tuzlu habitatlara olan adaptasyonu nedeniyle dikkat çeker. Ancak, besin değeri ve tıbbi kullanımı konularında daha fazla araştırma yapılması, bitkinin potansiyel avantajlarını ve uygulama alanlarını daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.</p><p>&nbsp;</p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/184/bodrum%25E2%2580%2599un-son-sepetcisi-%25E2%2580%259Csepetler-yakinda-muzelik-olacak%25E2%2580%259D</guid>
	<pubDate>Mon, 15 Aug 2022 17:45:10 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/184/bodrum%25E2%2580%2599un-son-sepetcisi-%25E2%2580%259Csepetler-yakinda-muzelik-olacak%25E2%2580%259D</link>
	<title><![CDATA[Bodrum’un son sepetçisi “Sepetler yakında müzelik olacak”]]></title>
	<description><![CDATA[<figure class="image"><img src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1727026008/di/c0/0txXngml8dgS56iSmI3XTZyq20B_SGATMLaRJSrqwA0/editor_images/1/45/66f05357be6c9.jpg" alt="image"></figure><p dir="ltr">Muğla’nın bodrum ilçesinde tam 4 nesildir sepet örmeciliği yapan ilçenin tek ve son sepetçisi Halil Kandiş sepetin geçmişten günümüze tarihini ve sepetçiliği anlattı.</p><p dir="ltr">5 yaşından bu yana sepetçilik yapan Kandiş “Tam 4 nesildir yani yaklaşık 250-300 yıldır ailecek sepetçilik yapıyoruz. Binlerce yıldır evde, tarlada bağda,&nbsp; bahçede ve çarşıda ayrıca balıkçılıkta kullanılan sepet ve sepetçilik tarihe kavuşmak üzere benden sonrada bu bölgede yapacak yok, oysaki bu yöresel değer ve kültürlerimizi yaşatmak gerek, 20 yıl sonra çocuklar bunun ne olduğu anlamayacak” dedi.Muğla’nın Bodrum ilçesine bağlı kızılağaç köyünde yaşayan evli ve 5 çocuk 7 torun sahibi 73 yaşındaki Halil Kandiş 4 nesildir ailecek sepetçilik yaptıklarını söyledi. Kandiş 5 yaşından itibaren babasından ve dedesinden öğrendiği sepetçiliğin artık Bodrum’da süngercilik, körüklü çizme ve sandalet yapımı gibi mesleklere benzer şekilde yok olmak üzere olduğunu ve son sepet ustasının kendisi olduğunu söyledi.</p><p dir="ltr">&nbsp;Sepetçiliğin zeytin ağaçlarının sertleşmemiş dallarından, dere yataklarındaki sakızlık, sarmaşık, kargı, söğüt ve sorgun ağaçlarından yapıldığını belirten kandiş “Tam 68 yıldır sepetçilik yapıyorum. Sepetçilik binlerce yıldır kullanılıyor. Tarlada, çarşıda, pazarda, hatta balıkçılıkta, günümüzde ise hala pikniklerde kullanılar sepetler var. Ayrıca Bodrum, Milas ve Ege bölgesinin köylerinde hala sepetler günlük kullanım araçları arasındadır, adeta sepet ve sepetçilik teknolojiye direnmiştir” dedi.</p><p dir="ltr"><strong>YÖRESEL İSİMLERİ VE KULLANIM AMAÇLARI FARKLILIK GÖSTERİR</strong><br />&nbsp;Yapılan sepetlerin kullanım amacına göre değişkenlik gösterdiğini belirten Kandiş, yumurta, zeytin, incir, armut, badem ve keçiboynuzu sepetleri hepsi ayrıdır. Balıkçılıkta paragadi için kullanılan sepetler vardır. Ayrıca Bodrum düğünlerde sepetin büyüğü olan küfelere de çeyizler dizilir ve develere yüklenir. Anadolu’da çeşitli isimlerle anılır. Çünkü sepetçiliğin kökeninde tarımcılık vardır. Tarlasına bağına bahçesine gidenler hem yiyeceklerini sepetlere koyar hem de ürünlerini sepetlere toplar” diye konuştu.</p><p dir="ltr"><strong>EN TAZE ÜRÜNLER SEPET VE SELELERDE SAKLANIR</strong><br />Kandiş hala köylerde ve kırsal kesimde insanların patates, soğan, sarımsak ve bakliyatlarını sepet ve selelerde sakladıklarını belirterek “Çünkü sepetler gözenekleri ile hava alır ve bu ürünlerin haftalarca aylarca taze kalmasını sağlar. Bu nedenle sepet kullanılıyor ama sepetçi sayısı azaldı. Bodrum'unda son sepetçisi benim” dedi.<br /><strong>AYDA 150-200 SEPET YAPIYOR</strong><br />Evinin önündeki bahçesinde günde 9-10 sata sepet ördüğünü belirten Kandiş “Ayda ortalama 150-200 sepet yapıyorum, büyüklüğüne göre yapım süreci değişiyor, ama yaptığım sepetler sağlam ve kaliteli ağaç dallarından bu nedenle yaptığım sepetler 30-40 yıl rahatlıkla kullanılıyor. Sepetçilik kolay meslek değil, getiriside öyle çok fazla değil, ben babamdan, dedemden, onlarda babasından dedesinden gördüğü mesleği sürdürüyorum. Ama sanıyorum Bodrum sepetçiliğinde son durak ben olacağım” ifadelerini kullandı.</p><p dir="ltr"><strong>SEPETÇİOĞLU’NUN OYUNU BODRUM DÜĞÜNLERİNİN VAZGEÇİLMEZİDİR</strong><br />Sepetcilik mesleğinin Anadolu’da aşklara konu olduğunu ve&nbsp; Sepetçioğlu türküsünün Bodrum düğünlerinin vazgeçilmez çalgısı olduğunu belirten Kandiş “Anadolu’nun kültürel değerleri birer birer yok oluyor. Ençok buna üzülüyorum. Bu değerleri bir yerde toplayacak, yaşatacak çabalan ne yazıkki yok denilecek kadar az. Sepet ve sepetçilik mutlaka yaşatılmalı, gerekirse bu konuda kurslar açılmalı ve devlet tarafından desteklenmeli, aksi takdirde sepetler çeyrek yüzyıl sonra müzelik olacak” dedi.</p><p dir="ltr"><strong>SEPETÇİOĞLU</strong><br />Sepetçioğlu bin ananın kuzusu,<br />Hiç gitmiyor kollarımın sızısı,<br />Böyle imiş alnımızın yazısı,<br />Yassıl dağlar Osman Efem geliyor<br />Yaslan Sepetçioğlu yaslan,<br />Laleli çimenli dağlara yaslan,<br />Analar doğurmaz sen gibi aslan,<br />Yassıl dağlar, Osman Efem geliyor aman!<br />Kalk gidelim kışla önü aşağı,<br />Salıvermiş ince belden kuşağı,<br />Yaman olur Kastamonu uşağı,<br />Yassıl dağlar, Osman Efem geliyor aman!</p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/182/sokrates-ve-demokrasi</guid>
	<pubDate>Mon, 15 Aug 2022 17:31:31 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/182/sokrates-ve-demokrasi</link>
	<title><![CDATA[Sokrates ve demokrasi]]></title>
	<description><![CDATA[<figure class="image image_resized" style="width:906px;"><img style="aspect-ratio:300/168;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1727025914/di/c0/s7qfV0VC0Tl7Zv0khEVHwBMsraBYBLC7Q46v2yksD8g/editor_images/1/45/66f052fa3c49f.jpg" width="300" height="168" alt="image"></figure><p>Bir gün Sokrates taleberiyle sohbet ederken&nbsp;bir talebesi Sokrates' e sorar:<br />- "Eğer demokrasi çoğunluğun kararını kabul etmekse, adil olan da bu değil midir?<br />Mesela yüz kişinin oy kullandığı bir yerde, elli bir kişinin kararına mı uymak daha adil ve doğru olur, yoksa kırk dokuz kişinin kararına uymak mı?<br />Hem çok mümkündür ki, daha çok insanın daha az insandan yanılma ihtimali daha azdır. Şu halde sizin demokrasiye karşı çıkmanız doğru olmadıgı gibi haklı da sayılmaz."<br />Bunun üzerine Sokrates her zaman oldugu gibi&nbsp;soru cevap yöntemini kullanarak o talebeye sorar:<br />- "Bize söyler misin bilge olmak mı daha zordur&nbsp;yoksa cahil olmak mı daha zordur? "<br />Talebe:<br />- "Elbette ve hiç şüphesiz bilge olmak daha zordur.&nbsp;Bilge olmak için çok okumak araştırmak ve&nbsp;yorulmak gerekirken cahil olmak için bir şey&nbsp;yapmaya gerek yoktur."<br />Sokrates:<br />- "Peki o halde bize yine söyler misin toplumlarda cahil insanların sayısı mı çok olur, yoksa bilge insanların sayısı mı çok olur? "<br />Talebe:<br />- "Elbette ve hiç şüphesiz cahil insanların sayısı fazla olur."<br />Sokrates:<br />- "Peki bize yine söyler misin, bir gemide yüz&nbsp;yolcu bulunsa, geminin nerde nasıl hangi yönde&nbsp;yelken açması gerektiğini kaptan mı daha iyi bilir, yoksa o yüz yolcu mu?"<br />Talebe:<br />"Eğer yolcular içinde Denizcilik bilgisi olan&nbsp;yoksa pek tabi en iyi bilen kaptandır."<br />Sokrates:<br />- "Peki o halde diyebilir miyiz ki herkes her&nbsp;konuda karar veremez.&nbsp;Herkes bildiği yerde konuşmalı.&nbsp;Her iş ehline verilmeli...."<br />Talebe:<br />- "Pek tabi olması gereken budur."<br />Sokrates:<br />- "Peki o halde, bize yine söyler misin, kimin hangi konuda bilgili olup olmadığını&nbsp;bilmeden,sadece çoğunluk oldukları için&nbsp;kararlarını doğru bulmak adil ve doğru olabilir mi?&nbsp;Hem sen de kabul ettin ki, bir toplumda cahillerin sayısı bilgelerden hep&nbsp;daha çok olur.</p><p><img src="https://usumda.com/serve-file/e0/l1660592472/di/c0/Mxcy19pQunlEKfVTKQgH2oNYN8ADWPSzc914jYeSjts/:Y2tlZGl0b3JfdXBsb2FkLzEvMS80NS9zb2NyYXRlcy0wMDEuanBn" alt=""></p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/169/muhtar-cakmaginin-hikayesi</guid>
	<pubDate>Mon, 15 Aug 2022 11:41:15 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/169/muhtar-cakmaginin-hikayesi</link>
	<title><![CDATA[MUHTAR ÇAKMAĞININ HİKAYESİ..]]></title>
	<description><![CDATA[<figure class="image image_resized" style="width:906px;"><img style="aspect-ratio:640/531;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1726738197/di/c0/Vagjavk3tiwdFeurI7UM1aMQsO6_NnYppKaBhZ_0FdY/editor_images/1/45/66ebef15e0de0.jpg" width="640" height="531" alt="image"></figure><p>Köyün birine eski zamanda bir çakmak getirmişler, çakmak o kadar kıymetli ki, sağı-solu yakmaması, yanlış işlerde kullanmaması için güvenilir birine teslim etmek gerekiyormuş. Köylüleri toplayıp bu ateş aletini kime verelim diye sormuşlar, köylüler de muhtarı salık vermiş, İhtiyaç duydukça alır, ateşimizi yakarız, demişler.</p><p>Muhtar çakmağı alınca saygınlığı artmış, saygı arttıkça muhtarın kibri de büyümüş. Ateşi kendine verenin köylüler olduğunu unutmuş. Etrafındakilerin de tahrikleri ile ateşi baskı ve korkutmak için kullanmaya başlamış, kiminin evini, kiminin tarlasını yakmış.<br />Tarlalar sürülemez, evler yaşanamaz hale gelmiş. Muhtarın baskısından köylüler yavaş yavaş köyden ayrılmaya başlamış, köye gelen çerçicilerin ayağı kesilmiş çevre köyler gelişirken muhtarın köyü giderek gerilemiş...Muhtarın köylülerinden biri, çevre köylerin niçin geliştiğini merak edip köylerden birine gitmiş.</p><p>Oradaki zenginliği, bağı bahçeyi görünce sormuş; Sizde çakmak yok mu?<br />Köylüler; Var” demişler,<br />Peki sizin köy böyle nasıl gelişti, bağınız, bahçeniz yanmadan nasıl böyle kaldı, bizim köyde her şey tarumar oldu?<br />Köylüler; Yoksa siz çakmağı bir kişiye mi verdiniz?</p><p>Evet, muhtara verdik.<br />Eyvah! büyük yanlış yapmışsınız, hiç çakmak bir kişiye verilir mi?</p><p>Siz öyle yapmadınız mı?<br />Hayır, biz öyle yapmadık, biz çakmağı bir kişiye verdik, çakmak taşını başka bir kişiye, benzinini başkasına verdik. Ateş yakmak için üçünün bir araya gelmesi gerekiyor. Biri yanlış bir şey yapmaya kalksa, ötekiler izin vermiyor.</p><p>Desenize biz hepsini bir kişiye vermekle kendi kendimizi yakmışız…!</p><p>ALINTI</p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/142/adatepeli-refika</guid>
	<pubDate>Sun, 14 Aug 2022 20:09:24 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/142/adatepeli-refika</link>
	<title><![CDATA[Adatepeli Refika]]></title>
	<description><![CDATA[<figure class="image image_resized" style="width:906px;"><img style="aspect-ratio:186/272;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1727012746/di/c0/RrEz1Zv18zWihIn9W76_0eYjNdqj8aOhxsVRmd5w7MI/editor_images/1/39/66f01f8a86227.jpg" width="186" height="272" alt="image"></figure><p>Yakın zaman önce ziyaret ettiğim Ayvacık’taki Adatepe köyünde onlarca yıldır anlatılan bir hikâyeyi dinledim. Birinci Dünya Savaşı döneminde yaşamış olan Refika adındaki bir Rum kızının hikâyesi bu. Asırlar boyu kardeşçe yaşayan, duygudaş olan halkların, egemenlerin çıkarları uğruna birbirine kırdırılışının, savaşların kör şiddetinin halkların üzerine nasıl bir karabasan gibi çöktüğünün hikâyesi.</p><p>1900’lü yılların başında Adatepe köyünde Refika adıyla bir Rum güzeli yaşarmış. Köyün hem Rumları hem Türkleri arasında çok sevilen Refika hem çok güzel hem de çok neşeli bir kızmış. Düğünlerde şarkılar söyler, çok da güzel dans edermiş. Refika’nın güzelliği ve iyilikseverliği Adatepe köyünün yanı sıra çevre köylerde de dillere destan olmuş. Özellikle zeytin zamanı Refika’nın çalıştığı tarlalarda köylüler hem zeytin toplar hem de Refika’nın şarkılarını dinlermiş. Böylece zeytin toplama işi bir nebze hafifler, keyifli bir hal alırmış. Refika düğünlere mutlaka başmisafir olarak çağrılır ve kendisine şarkı söyletilip dans ettirilirmiş.</p><p>Birinci Dünya Savaşına kadar iki halk Adatepe köyünde barış içinde birlikte yaşamış. Ancak savaş, etki ettiği tüm coğrafyalara olduğu gibi Adatepe köyüne de felâketler getirmiş. Savaşla birlikte o zamana kadar kardeşçe yaşayan Rumlar ve Türkler arasında önce soğukluk daha sonra çatışmalar baş göstermiş. Tüm bu kargaşaya rağmen Refika yine de Türkler arasında sevilmeye devam etmiş. Ne var ki savaş sonunda Türk ve Yunan hükümetleri arasındaki anlaşma sonucunda Refika da diğer Rumlarla birlikte doğup büyüdüğü köyü, anılarını, sevdalarını terk edip Yunanistan’a yerleşmek zorunda kalmış. Sanki oralarda hiç yaşamamış gibi bir sabah vakti kıyıya yanaşan gemiye binerek kayboluvermiş. Savaşın yarattığı nefrete rağmen Refika’nın köyden ayrılışı Türkler arasında büyük üzüntüye yol açmış. O gittikten sonra onun adına türküler yakılmış ve her fırsatta, özellikle düğünlerde onun türküleri okunup onun adına danslar edilmiş.</p><p>Adatepeliler köyden ayrılışından sonra günlerce Refika’nın dönmesini beklemişler boş yere. Yolları gözlemişler. Sonunda içlerinde kalan en küçük umut kırıntısını da yitirip vazgeçmişler beklemekten. Kendi hayatlarına dönmüşler. Lakin yıllar sonra, yaşlıca yabancı bir kadın görünmüş köy yolunda. Yorulmuş, bitkin düşmüş kadıncağız arada durup tek tek bütün zeytin ağaçlarını süzüyormuş sanki hepsini tanıyor, biliyormuşçasına. Köy yollarını da iyi biliyormuş gibi doğruca yürüyüp köy meydanına varmış. Yaşlıca olsa da görenler hemencecik tanımışlar Refika’yı. Hemen kucaklaşmış, sarmaş dolaş olmuşlar. Oturup dertleşmişler. Kötü günlerden hiç bahsetmemişler. Hep eski mutlu, neşeli günlerden bahsetmişler. Refika yine türküler söylemiş. Sohbete doyamamışlar… Refika’nın hikâyesinde belki de en güzel kısım budur. Her şeye rağmen umudun ve iyimserliğin yeniden yeşerdiği anlardır…</p><p>Asırlar boyu bir arada, kardeşçe yaşayan halkların düşman kesilmeleri, savaşmaları, türlü acılara sürüklenmeleri nasıl mümkün olabilmektedir? Böyle bir dönüşüm sıradan, tesadüfî gelişmelerin bir sonucu olabilir mi? Elbette olamaz. Emekçi yığınlar yalanlarla aldatılarak, kışkırtılarak, zihinleri köreltilerek birbirine düşman ediliyor. Egemenler emekçileri aldatmak için her türlü yol ve yöntemi kullanıyor. Sermaye sınıfı istisnasız her savaşta, savaşın gerçek amacını savaş alanına sürdüğü insanlardan saklar. Kimi zaman “kutsal bir cihat”, kimi zaman “diktatör rejimleri yıkıp, demokrasi getirmek”, kimi zaman “tehlike altındaki vatanın bekası” olarak sunulan onca çıkar savaşına tanık ve dâhil oldu insanoğlu. Örgütsüz işçi ve emekçiler, yaşanan örneklerden doğru dersleri çıkaramayıp savaşlara karşı alması gereken sınıf tutumunu gösteremediğinde aynı kaderi yaşıyor. Savaşlar, yıkımlar bu sebeple devam edebiliyor. Lakin ne olursa olsun egemenler nifak tohumlarını sonsuza dek halklar arasında yeşertemeyecekler.</p><p>Birinci Dünya Savaşının üzerinden bir asırdan fazla zaman geçti. Geçen zaman içinde egemenler dünyayı yeniden paylaşmak için İkinci Dünya Savaşını ve şu anda içinden geçtiğimiz Üçüncü Dünya Savaşını çıkardılar. Kendi çıkarları uğruna insanlığa birçok bölgesel savaş felâketi yaşattılar. Her savaşta olduğu gibi egemenler, en başta silah ve petrol tekelleri olmak üzere tekeller, savaştan ve onun ekonomide yarattığı canlanmadan muazzam kârlar elde ettiler. Öte yandan savaşa sürülen milyonlarca can yok oldu, cephe gerisindeki emekçi yığınlar ise açlık, ölüm, salgın hastalıklar ve göç gibi felâketler yaşadılar. Refika’nın hikâyesinin insani boyutuna odaklandığımız vakit, savaşların halklara yaşattığı yıkımın ve travmanın büyüklüğünü anlayabiliyor ve yüreklerimizde hissedebiliyoruz.</p><p>Haksız savaşlara karşı doğru bir sınıfsal tutum alabilmek her dönem büyük bir önem arz etmiştir. Bunun için, egemenlerin bize anlattıklarına değil savaşın hangi amaca hizmet ettiğine bakmak zorundayız. Diğer bir deyişle, işçi sınıfının bakması gereken nokta, savaşın hangi sınıfın çıkar ve amaçları uğruna verildiği, yani patronlar sınıfının çıkarlarına mı yoksa işçi sınıfının çıkarlarına mı hizmet ettiği. Tarih, doğru bakabilen ve ders çıkarabilenlerin bilge öğretmenidir. Refika’nın hikâyesi ise doğru bakılmadığında her dönem güncelliğini koruyan bir kesit.</p><p>(Alıntı: marksist.net)</p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
</channel>
</rss>
