Giriş
Antandros Antik Kenti, Türkiye'nin Balıkesir iline bağlı Edremit ilçesinde, Altınoluk beldesinin yakınlarında yer alan ve Kaz Dağları'nın eteklerinde bulunan önemli bir antik yerleşimdir. Bu antik kent, hem arkeolojik buluntuları hem de mitolojik anlatılara olan bağlarıyla dikkat çekmektedir. Antik dönemlerde önemli bir ticaret merkezi olan Antandros, aynı zamanda denizcilik ve zanaatkârlıkla ünlüydü. Kent, Homeros'un İlyada destanında Troya Savaşı ile ilişkilendirilmiş ve Vergilius'un Aeneas destanında Troya’dan kaçan kahraman Aeneas’ın yeni bir medeniyet kurmak üzere buradan yola çıktığı anlatılmıştır.
Antandros'un Tarihi
Kuruluşu ve Tarihsel Arka Plan: Antandros’un kuruluş tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte, M.Ö. 8. yüzyıla kadar uzandığı düşünülmektedir. Antik kaynaklar, bu kentin Pelasglar, Lelegler ve Kilikyalılar gibi birçok farklı halk tarafından kurulduğunu ileri sürmektedir. Zamanla, Antandros önemli bir liman kenti haline gelmiş ve Fenikeliler, Helenler, Romalılar gibi çeşitli medeniyetlerin etkisi altında kalmıştır.
Denizcilik ve Ticaret: Antandros, konumu itibariyle stratejik bir ticaret merkezi olmuştur. Deniz ticareti ve gemi yapımcılığı ile tanınan kent, zanaatkârları ve gemi yapımcıları ile ünlüdür. Özellikle, Troya Savaşı’nda büyük bir rol oynamış olan gemilerin burada inşa edildiğine inanılmaktadır. Bunun yanı sıra, Antandros’un zengin ormanları ve mineralleri, kenti metal işçiliği ve zanaatkârlık açısından da önemli bir merkez haline getirmiştir.
Mitolojik ve Tarihi Bağlantılar
Antik yazar Strabon, Leleg kavminin Bababurnu’ndan (Lekton) İda Dağı'na kadar olan bölgede yerleştiklerini belirtmektedir. Önce Thrakialı Mysialılar’ın yerleştiği bilinen bölge, MÖ 7'nci yüzyılda Limni üzerinden gelen Aioller tarafından iskan edilmiştir. Pelasgların da bu tarihlerde Antandros’a yerleştikleri antik kaynaklardan anlaşılmaktadır. Antandros’un bir Pelasg kenti olduğunu, tarihteki Batı Anadolu İsyanı’ndan (M.Ö. 499-494) sonra Pers Kralı Dareios’un komutanı Otoneis’in Antandros’u zapt ettiğini ve Kserkeses ordusunun Yunan seferine giderken kentin yanından geçtiğini Heredot’ tan öğrenmekteyiz.
Antandros, mitolojide önemli bir yere sahiptir. Troya Savaşı sonrası Troya'dan kaçan kahraman Aeneas'ın, Vergilius'un Aeneas destanında, Antandros’tan yola çıkarak Roma İmparatorluğu'nun temelini atacak olan yeni bir medeniyeti kurmak üzere denize açıldığı anlatılır. Bu nedenle Antandros, Roma'nın kuruluş mitolojisi ile de ilişkilendirilir. Aynı zamanda kentin yakınında yer alan Kaz Dağları (antik İda Dağı), Zeus’un Hera, Athena ve Afrodit arasında yaptığı ünlü güzellik yarışmasının geçtiği yer olarak bilinir.
Antik Kentteki Kalıntılar ve Arkeolojik Bulgular
Antandros'ta yapılan kazı çalışmaları, kentin mimari yapıları hakkında önemli bilgiler ortaya koymuştur. Bölgede bulunan Roma dönemi villaları, mozaikler ve freskler, kentin lüks bir yaşam tarzına sahip olduğunu göstermektedir. Bunun yanı sıra, surlar, nekropol alanları, hamamlar ve su kemerleri gibi yapılar da ortaya çıkarılmıştır. Antandros’un mezarlık alanı (nekropol) oldukça geniş bir alana yayılmış olup, burada bulunan mezar taşları ve objeler, antik dönemdeki inançlar ve sosyal yaşam hakkında bilgi vermektedir.
,Antandros, zaman içinde yapılan arkeolojik kazılar sonucunda birçok önemli kalıntıyı gün yüzüne çıkarmıştır. Bu kalıntılar arasında antik tiyatrolar, tapınaklar, surlar ve diğer yapılar bulunmaktadır. Kazılarda ortaya çıkan eserler, Antandros'un antik dönemdeki mimari ve kültürel yapısını anlamamıza yardımcı olmaktadır.
Anadolu’da araştırmalar yapan Henri Kiepert kitabında Antandros’un akropolünün Altınoluk – Avcılar arasında Yarmataş olarak bilinen 215 rakımlı tepede bulunduğunu ve kentin doğuya doğru yayıldığını ifade etmektedir. Kentin nekrolpolü ise Yarmataş Tepesi’nin 2 kilometre daha batısında yer almaktadır.

Kaçak kazılar sonucu ortaya çıkan Roma Dönemi'ne ait bir taban mozaiği çevresinde yapılan sistemli kazılar sonucunda MS 1'nci yüzyıla tarihlenen ve duvarlarında fresk bulunan, taban döşemeleri mozaikli bir zengin evi bulunmuştur.

Kazılar sırasında Roma dönemine ait mozaiklerle bezenmiş bir villaya, kanalizasyon ağına ve pek çok lahite rastlanmıştır. Kent özellikle Kaz Dağından sağlanan keresteleri ihraç etmekteydi ve bu yolla zenginleşti. Kentte Afrodit kültü egemendir.
Antik kent'te yapılan en önemli akademik kazı çalışmaları 2000 yılında yüzey araştırmalarıyla başlamış, 2007 yılında ise Bakanlar kurulu kararı ile bilimsel kazılar antik yerleşimde devam etmektedir. 2001 yılından beri kazılmakta olan Yamaç Ev sektöründeki 2010 yılı çalışmalarının hedefini, kripto-portikoda bir önceki yılda kazısı bitirilememiş Kripto-portiko Batı Çalışması 4 açmasında tabana ulaşılması oluşturmuştur. 2010 yılındaki çalışmaların ana hedeflerinden bir diğeri de, Roma evinin bir üst terasındaki yapılanmanın anlaşılmasıdır. Bu hedef doğrultusunda bir üst terasta kazı çalışmalarına başlanmıştır. 2009 yılı kazısında ortaya çıkarılan ve kuzeye doğru 1,80 m. yükseklikte devam ettiği gözlenen kanalizasyon hattının, kuzey terasta devamını bulmak amacıyla, aynı yıl bir sondaj çalışması gerçekleştirilmişti. 2010 yılında ise 4 x 4 m. boyutlarındaki bu sondaj parça parça genişletilerek kanalizasyon hattı üzerindeki mimarî ortaya çıkarılmıştır. Kuzey Teras Doğu Açması olarak isimlendirilen çalışma alanı, 2,50 m. batıya, 4 m. doğuya doğru genişletilmiştir. Ortaya çıkarılan moloz taş duvar örgülü 4,30 x 2,50 m. ölçülerindeki mekânın içerisinde 30,60 m. seviyesine kadar derinleşilmiş; ancak herhangi bir taban döşemesiyle ve kapı açıklığıyla karşılaşılmamıştır. Mekânın bir alt terasta yer alan Roma evi ile ilişkisini anlamak ve aynı zamanda mekânın hemen batısından geçen kanalizasyon hattının üst yapısını ortaya çıkarmak amacıyla, açma güneye doğru 6 m. daha genişletilmiştir. Bu genişleme açmasında kripto-portiko duvarına kuzeyden dik olarak bağlanan bir duvar belirlenmiştir. Kuzeye doğru uzanan kanalizasyon hattının doğu sınırını oluşturan ve kanalı korumak amacıyla inşa edildiği düşünülen bu duvarın hemen batısında ise, genişlikleri yaklaşık 30 cm. olan ve batıya doğru alçalan beş basamaklı bir yapı ortaya çıkarılmıştır. 1,80 m. yükseklikteki kanalizasyon kanalının tam üzerine oturmakta olan bu basamaklı duvar, kanalizasyon hattının tahribata uğramasını engellemek amaçlı olmalıdır. 2009 yılında bu açmanın güneyindeki terasta yapılan kazı çalışmasında bulunmuş, kanalizasyon hattının hemen batısı boyunca devam eden ve Roma evinin temiz su ihtiyacını karşılayan künk hattının izine ise, bu basamaklı duvarların kuzey bitiminde rastlanmış ve künk sırasının, duvarın altından güneye doğru devam ettiği anlaşılmıştır. Kanalizasyon tünelinin tavanında 10 cm. çapında bir baca deliği bulunmuş, deliğin uygun bir taşla kapatıldığı anlaşılmıştır.
Nekropolis Sektörü
Nekropol alanı inşai faaliyetler sırasında ortaya çıkmış ve kurtarma kazıları yapılmıştır. Kazılarda, MÖ 7 ve 2'nci yüzyıllar arasında kullanıldığı anlaşılan nekropolde, arazinin eğiminden faydalanılarak üst üste iki ve üç kat olarak yerleştirilen lahit mezarların yanı sıra kremasyon (ölü yakma) ve direk toprağa gömü şeklinde bir çok gömü yapıldığı görülmüştür.
Antandros Nekropolis’inde 2017 ve 2018 yılı çalışmaları, daha önceki senelerde olduğu gibi mezarlık alanının kuzeydoğu, güneydoğu açmalarında eş zamanlı olarak yürütülmüş, 2017 kazı sezonunda 18, 2018 sezonunda da 8 olmak üzere toplam 26 mezar açılmıştır. Bu mezarların 8 adedini basit toprak inhumasyon, 4 adedini çatı kiremidi, 6 adedini pithos, 5 adedini urne, 2 adedini birincil kremasyon, 1 adedini de lahit mezar oluşturmuştur. Mezarların yanı sıra nekropolisin M.S. 1. Yüzyılda kullanım dışı kalmasının ardından mezarların üstü erozyonla kapanmış ve alan M.S. erken 4. yüzyılda kentin genişlemesi ile birlikte endüstri alanına dönüşmüştür. Özellikle nekropolisin içerisinden geçmekte olan yolun kuzey bölümünde önceki yıllarda bir şarap işliği belirlenirken, 2017 ve 2018 sezonlarında yolun güneyinde yoğunlaşılmıştır. Güney bölümde nekropolise yeni alanların kazandırılması ve ayrıca bu bölümde Geç Roma mimarisinin ortaya konması adına çalışmalar yürütülmüştür. Bu alanın en batısında açığa çıkarılan mekan 4 No.lu olup, 4,00x4,25 m. boyutlarındadır. Kuru duvar tekniği ile yapılan mekan içerisinde 3,60-3,30 m. seviyelerinde yoğun çatı kiremidi ele geçmiş olup, bunların in-situ olduğu görülmüştür. Çatı kiremitlerinin kaldırılmasının ardından mekanın tabanına ilişkin farklı bir malzeme tespit edilememiş, bu tabakanın altında herhangi bir in-situ malzemeye rastlanmamıştır. Ancak 3,30- 3,10 m. seviyeleri arasında dağınık olarak 158 adet korozyonlu sikke ve çoğunluğu Geç Roma Dönemine ait seramik parçaları ele geçirilmiştir. 3.03 m. seviyesine gelindiğinde artık sikkelerin neredeyse tamamen kesildiği ve ele geçirilen malzemenin niteliği değiştiği tespit edilmiştir. Bu seviyeden itibaren mekan içerisinde doğu-batı doğrultulu 2.70 m., kuzey-güney doğrultulu en geniş alanı 1.05 m. olan moloz taştan yapılmış bir mezar platformu ortaya çıkmaya başlamıştır. 524 No.lu mezar olarak isimlendirilen dikdörtgen platformun kuzeyi neredeyse tamamen tahrip edilmiş durumdadır ve dolgunun üzerinden Roma Dönemine ait sikkelerin ele geçirilmesi, Roma Dönemindeki inşa faaliyetleri sırasında bazı mezarların, hatta 524 No.lu mezar dolgusunun kuzeydoğu bölümünün de tahrip edildiğini ortaya koymuştur. Platformun kaldırılmasının ardından inhumasyon basit toprak gömü bir birey ile karşılaşılmıştır. Baş doğuya gelecek şekilde sırtüstü yatar pozisyondaki bireyin, iki dizi de hafif kıvrılmış, iki yandaki kollar da dirsekten bükülmüş, ellerin pelvisin altına doğru gittiği görülmektedir. Kemikleri oldukça iyi korunmuş birey ait herhangi bir mezar hediyesi saptanamamıştır.
Bu mezarlardan çıkarılan mezar hediyeleri, Balıkesir Müzesi ve Bursa Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir
Nekropol alanı inşai faaliyetler sırasında ortaya çıkmış ve kurtarma kazıları yapılmıştır. Kazılarda, MÖ 7 ve 2'nci yüzyıllar arasında kullanıldığı anlaşılan nekropolde, arazinin eğiminden faydalanılarak üst üste iki ve üç kat olarak yerleştirilen lahit mezarların yanı sıra kremasyon (ölü yakma) ve direk toprağa gömü şeklinde bir çok gömü yapıldığı görülmüştür. Bu mezarlardan çıkarılan mezar hediyeleri, Balıkesir Müzesi ve Bursa Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.
Ekonomik ve Kültürel Hayat
Antandros, antik dönemde ekonomik ve kültürel açıdan da önemli bir rol oynamıştır. Tarım, ticaret ve denizcilik, kentin ekonomik temellerini oluşturmuş, aynı zamanda kültürel etkileşimlere kapı aralamıştır.
Antandros’un Günümüzdeki Önemi
Günümüzde Antandros Antik Kenti, hem arkeolojik hem de turistik açıdan önemli bir merkez haline gelmiştir. Kazı çalışmaları hala devam etmekte olup, bu antik kentten çıkan buluntular müzelerde sergilenmektedir. Özellikle mitolojik anlatılarla bağının güçlü olması, bölgeyi tarih ve arkeoloji meraklıları için cazip kılmaktadır. Aynı zamanda, Kaz Dağları'nın doğal güzellikleri ve zengin ekosistemi de bu bölgeyi ziyaretçilerin ilgisini çeken bir destinasyon haline getirmiştir.
Sonuç
Antandros Antik Kenti, zengin tarihi, arkeolojik kalıntıları ve mitolojik bağlantıları ile bölgedeki antik geçmişin izlerini taşıyan önemli bir yerleşim yeridir. Günümüzde ziyaretçilere açık olan Antandros, tarih ve arkeoloji meraklıları için keşfedilmeyi bekleyen bir hazinedir.
Kaynakça
- Gür, Ali. "Antandros: An Ancient City at the Foothills of Mount Ida." Anatolian Studies, 2010.
- Yalçın, Rıdvan. Antik Kentlerin Hikayeleri: Antandros ve Çevresi. Türk Arkeoloji Derneği Yayınları, 2015.
- Vergilius, Publius. Aeneis. Çeviri: Murat Belge, Yapı Kredi Yayınları, 2008.
Henüz yorum yapılmadı.