Ahalim Sözün izinde, insanın hikayesinde.
Cafer 2 yıl önce Tarih ve Kültür

HADİS

Hz. Muhammed'in ölümünden yaklaşık 200 yıl sonra İbrahim el-Cu'fi el BUHARİ Özbekistan'dan Mekke'ye gelir.

Mekke'de sokak sokak dolaşarak halkın dilinde dolaşan hadisleri dinler, bunları defterine not eder. Sonra oturur topladığı hadislerle "Sahih-i Buhari" adlı kitabını yazar. 

Güya bu kitap İslam dünyasında "en güvenilir" hadis kitabı olarak kabul edilir.

Buhari Mekke'de 600.000 (altı yüz bin) hadis toplamış, kendi ifadesine göre bunları tasnif etmiş, iki rekat namaz kılıp doğru olduğuna inandığı hadisleri, yani Peygamber sözlerini kitabına koymuş.

Böylece Buhari'nin kitabında 7225 hadis kalmış. Gerisinin doğru olmadığı kanaatine varmış.

Peygamberimizin ölümünden 200 yıl geçmiş, Peygamberimizin sahabelerinden de torunlarından da, torunlarının torunlarından da kimse kalmamış iken, Peygamberimizin ne söyleyip söylemediğini kim hatırlayabilir?

Bu hadisler ne kadar doğru olabilir.?

Kaldı ki Buhari 600 bin Hadis topladım derken bu kadar bilgiyi yazacak defter, kağıt, deri nasıl bulunabilmiştir.

Buhari Mekke'ye 16 yaşında gelmiş topladığı 600 bin hadisten 592.775 tanesinin yalan ve uydurma olduğuna karar vermiştir.

Diğerlerinin doğru olduğunu kim söyleyebilir?
Tabiki bunlar da uydurmadır.

İmam Müslim(Müslim Bin Haccac) ise;
Hz. Muhammed'in ölümünden yaklaşık 189 yıl sonra Horasan'da doğmuştur.
Buhari'den sonraki en büyük hadisçi olarak bilinir.

"Sahih-i Müslim" adlı hadis kitabı vardır.
Müslim bizzat kendisi 300.000 bin hadis işittiğini, bunların içinden 3033 adedinin doğruluğuna inanıp kitabına aldığını belirtir.

Yani maalesef Buhari'de olduğu gibi, Müslim'de de kalan 3 bin Hadisin tam doğru olduğuna dair hiçbir garanti yoktur. 

Bu kadar akıldışı, mantıkdışı din çalışmalarıyla oluşturulmuş uydurma hadislerle Müslüman dünyası fetvalar vermiş, hükümler vermiş, yargılamalar yapmış, cezalar vermiş maalesef asırlarca toplumlar yönetmiştir.

İnsanlar asmış, bazılarının derilerini yüzmüştür.

Bu hadisler Kuran'ın ve Peygamberinin anlatmak istediğini de sulandırmış, ciddiyetten uzaklaştırmıştır.

Ve Yaratıcının insan zihnindeki algısını küçültmüş, basitleştirmiştir.


Bu Hadis ciddiyetsizliği;
Yaratıcının büyüklüğünü ve yaratılanların varoluş ve yaşayış ilkelerini, amacını anlamamıza, araştırmamıza engel olmuştur. 

İncil'i yazanların ise hiçbiri İsa'nın yüzünü görmemiş, sohbetinde bulunmamış, en az İsa'dan bir asır sonra 4 ayrı kişi tarafından yazılmaya başlanmış, MS. 325 İznik Konsülünde bu 4 kişinin hazırladığı Hz. İsa bilgileri birleştirilerek siyasi irade tarafından onanmış, İncil adı altında tek kitap yapılmıştır.

Bu kitap da Hristiyanlığın, Roma İmparatorluğunun resmi Kutsal kitabı kabul edilmiştir. 

Tevrat ise Hz. Musa'dan yaklaşık 1000 yıl sonra oluşturulmuştur.

Yani kutsal denilen dinlerin insanlar üzerinde hiçbir olumlu etki yaratmaması, aksine çok fazla kavganın, savaşın, sahtekarlığın, hırsızlığın, bencilliğin, ahlaksızlığın, adaletsizliğin, sapıklığın besleyicisi, yaratıcısı haline gelmesi, temsilcilerinin dinleri yanlış anlaması, yanlış anlatması ve yanlış yolda kullanmalarındandır.

Hadisler bir nevi dini ve siyasi temsilcilerin menfaatleri doğrultusunda Yaradan'nın kudretini eksilterek kendilerini yüceltme gayretleri olarak kullanıldı.

İmam Gazali(1058-1111)adlı bir diğer Din bilgini ise daha renkli bir yol izledi.
Gençliğinde aklın, bilimin ve batılı düşünürlerin etkisinde düşünceler oluşturup buna uygun kitaplar yazmıştı.

Dini doğru anlamaya, doğru anlatmaya özen göstermişti.

Ancak ileriki yıllarda bir bunalım geçirdi. Zihinsel rahatsızlık ve dengesizlikler içinde yeni bir kurtuluş yolu oluşturdu. 

Tasavvufa girdi.

Ve o güne kadar ki tüm düşüncelerinin tersini düşünmeye başladı.

Önceki fikir ve kanaatlerinin hepsinin tamamen yanlış olduğuna inandı. 

İnançta, dinde aklın, düşünmenin kullanılmamasına karar verdi.

Aklın, fikir üretmenin, mukayesenin, felsefenin zararlı olduğuna karar verdi ve buna uygun fetvalar verdi.

Bu kafayla sayısız konferanslar verdi.

Kitaplar yazdı.

Bu düşüncelerini -Filozofların Tutarsızlığı- adlı kitabında topladı.

Bu dönemde yazdığı tüm eserler, verdiği konferanslar, fetvalar, tesbitler ve kararlar maalesef aklın, mantığın, düşünmenin, fikir yürütmenin aleyhinde bir bakış açısıyla yapıldı.

Hadis yaklaşımı, dine, Yaradan'a ve Hz. Muhammed'in toplumsal amacına yaklaşımı mantıklı olmadı.

Bu düşünceyle anlattığı din, inanç ve hadisler de insanlar üzerinde dinin başlangıç amacına uygun hiçbir olumlu etki yapmadı.

Bu akıldışı din yaklaşımı mezhep ve tarikat taraftarlarını ve bugüne kadar gelen dini tarikatların bakışını çok olumsuz etkiledi. 
Gazali'nin bu kitabının ve bu son düşüncelerinin zararı Müslümanları bin yıl geriletmeye yetti.

Halen tüm dini inanç, düşünce ve yaşayış değerlerini bunların tutarsız bilgilerinden alarak satan, makam, mevkii, rütbe ve servet sahibi olan dini cemaat önderleri insanlığa büyük zararlar vermeye devam etmektedir.

Bu yol Müslümanları ebediyen yenilmeye, ezilmeye, sürünmeye mahküm etmektedir.
Toplumlarınızı Hadislerle, Naslarla değil, Tabiat kanunlarıyla yönetin. Allah ve Peygamber oradadır. 

KENAN ÖZEK

Yorumlar 0

Yorum yapmak için giriş yapın.

Henüz yorum yapılmadı.