<?xml version='1.0'?><rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" >
<channel>
	<title><![CDATA[Ahalim]]></title>
	<link>https://ahalim.com/blog/owner/fotocu?offset=630</link>
	<atom:link href="https://ahalim.com/blog/owner/fotocu?offset=630" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<description><![CDATA[]]></description>
		<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/3746/faida-rolyefleri</guid>
	<pubDate>Sun, 16 Oct 2022 08:53:22 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/3746/faida-rolyefleri</link>
	<title><![CDATA[Faida Rölyefleri]]></title>
	<description><![CDATA[<p><img alt="" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1665910541/di/c0/Ylv9yZ7jaKm1xgQ_4HSgGLFUWRAmVTHKuPqjy-57a00/ckeditor_upload/1/1/45/FB_IMG_1665910493244.jpg"></p><p>Kuzey Irak&rsquo;ta kayalara oyulmuş Asur Kabartmaları g&uuml;n y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıktı</p><p>Kuzey Irak&#39;ta &uuml;nl&uuml; Faida R&ouml;lyeflerinin bulunduğu alanda İtalyan ve K&uuml;rt arkeolgoların katıldığı arkeoloji kazıları s&uuml;r&uuml;yor. Kral II. Sargon&rsquo;un saltanat yıllarına tarihlenen ve sarayların dışında nadiren bulunan antik kabartmalar, tanrı Aşur ve eşi Mullissu başta &uuml;zere Asur tanrılarının aslanlar, ejderhalar ve diğer hayvanlar &uuml;zerinde durduğu bir t&ouml;rensel ge&ccedil;idi tasvir ediyor.</p><p><img alt="" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1665910568/di/c0/aTgtyfeEwrrdlLO03FoY6GaMcncbVby5LLViS5nFpq0/ckeditor_upload/1/1/45/FB_IMG_1665910471046.jpg"></p><p>M&Ouml; 8. y&uuml;zyılda, Asur Kralı II. Sargon, bug&uuml;nk&uuml; Orta Doğu&rsquo;nun &ccedil;oğunu i&ccedil;eren ve komşuları arasındaki korku yaratan zengin ve g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir imparatorluğa h&uuml;kmetti.</p><p>Kuzey Irak&#39;ta onun d&ouml;nemine tarihlenen ve bug&uuml;n Irak K&uuml;rdistanı sınırları i&ccedil;inde kalan Faida R&ouml;lyefleri 1973&rsquo;te keşfedildi. Ancak savaşlar ve sıcak &ccedil;atışmalar nedeniyle alandaki arkeoloji &ccedil;alışmaları s&uuml;rekli sekteye uğradı.</p><p><img alt="" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1665910604/di/c0/16GDPY9CEazURDUJ-TlJ-dm8pF6xEumgT77FS3MQGG0/ckeditor_upload/1/1/45/FB_IMG_1665910450613.jpg"></p><p>Ge&ccedil;tiğimiz yıllarda Kuzey Irak&rsquo;ta &ccedil;alışan İtalyan arkeologlar, ana kayaya kazılmış sofistike kanal sistemini s&uuml;sleyen on taş kabartmayı ortaya &ccedil;ıkardılar. Tipik olarak sadece kraliyet saraylarında bulunan bu g&uuml;zel hazırlanmış oymalar, askeri g&uuml;c&uuml; ile iyi bilinen bir liderin desteklediği etkileyici kamu eserlerine ışık tutuyor.</p><p>Arkeolog Daniele Morandi Bonacossi, &ldquo;Asur kaya kabartmaları olduk&ccedil;a nadir bulunan anıtlardır.&rdquo; diyor.</p><p>Bir istisna dışında, 1845&rsquo;ten beri orijinal konumlarında b&ouml;yle bir panel bulunamamıştı. Ve daha fazla kabartmanın ve belki de anıtsal &ccedil;ivi yazısı yazıtların hala kanalı dolduran toprak d&ouml;k&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml;n altında g&ouml;m&uuml;l&uuml; olması muhtemel.</p><p>T&uuml;rkiye sınırına yakın olan Faida kasabası yakınlarındaki alan, i&ccedil; savaş ve &ccedil;atışmalar nedeniyle yarım asırdır araştırmacılara b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de kapatıldı. 1973&rsquo;te araştırmacılar &uuml;&ccedil; taş paneli ortaya &ccedil;ıkarttı ancak Bağdat&rsquo;taki K&uuml;rtler ve Baas rejimi arasındaki gerilimler daha fazla &ccedil;alışmayı engelledi. Morandi Bonacossi liderliğindeki bir araştırma 2012&rsquo;de geri d&ouml;nd&uuml; ve altı kabartma daha buldu. Daha sonra IŞİD&rsquo;in istilası yine araştırma &ccedil;abalarını durdurdu; İŞİD ile K&uuml;rt g&uuml;&ccedil;leri arasındaki savaş hattı, IŞİD 2017&rsquo;de yenilgiye uğratılıncaya kadar devam etti.</p><p><img alt="" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1665910648/di/c0/lqU5RqHJMQew-VMjJrfs2ng5EK4NgMTpOdUPrn-aoeo/ckeditor_upload/1/1/45/FB_IMG_1665910434906.jpg"></p><p>Ge&ccedil;tiğimiz sonbaharda, Irak K&uuml;rdistanı&rsquo;nın Dohuk antikalar b&ouml;l&uuml;m&uuml;nden Hasan Ahmed Qasim ve Morandi Bonacossi, altı kilometre uzunluğundaki kanalın kıyısında bulunan toplam on kabartmayı katalogladılar. Arkeologlara g&ouml;re burada tasvir edilen sahneler benzersiz.</p><p>Paneller, bir ejderha ve boynuzlu aslana binen tanrı Aşur ve aslan destekli bir tahtta oturan eşi Mullissu da dahil olmak &uuml;zere, Asur tanrılarının t&ouml;renini g&ouml;zlemleyen bir kralı betimliyor. Arkeologlar bu kralın II. Sargon olduğuna inanıyor.</p><p>Diğer fig&uuml;rler arasında aşk ve savaş tanrı&ccedil;ası İştar, g&uuml;neş tanrısı Shamash ve bilgelik tanrısı Nabu var. Arkeologlar bu t&uuml;r tasvirlerin yoldan ge&ccedil;enlere, doğurganlığın ilahi ve d&uuml;nyevi g&uuml;&ccedil;ten geldiğini vurguladığından ş&uuml;pheleniyor.</p><p>B&ouml;lgedeki antik su sistemlerini inceleyen arkeolog Jason Ur, &ldquo;Kabartmalar, kraliyet iktidarının ve ilahi meşruiyetinin siyasi anlamlı sahnelerinin sıradan olabileceğini g&ouml;steriyor.&rdquo; diyor.</p><p>Keşif, bu sanat eserlerinin sadece imparatorluk saraylarında değil, &ccedil;ift&ccedil;ilerin tarlaları i&ccedil;in kanallardan su &ccedil;ıkardıkları yerlerde bile olduğunu g&ouml;steriyor.</p><p>Bu kanal, yakındaki tepelere yayılmış diğer kaynaklardan besleniyordu. Kanalın dışındaki dallar, arpa, buğday ve diğer &uuml;r&uuml;nler i&ccedil;in geniş sulama imkanı sağlıyordu. Tarlalar, o d&ouml;nemde d&uuml;nyanın en b&uuml;y&uuml;k şehirlerinden biri olan Ninova&rsquo;nın 100.000 veya daha fazla sakininin beslenmesine yardımcı oluyordu. Bu b&uuml;y&uuml;k metropol&uuml;n kalıntıları, g&uuml;n&uuml;m&uuml;z Musul kentinden Dicle Nehri boyunca 96 km g&uuml;neyde uzanıyordu.</p><p>II. Sargon, M&Ouml; 911&rsquo;den M&Ouml; 609&rsquo;da yıkılıncaya kadar b&ouml;lgeye hakim olan Yeni Asur İmparatorluğu olarak adlandırılan imparatorluğu y&ouml;netti. Demir silah kullanan ilk ordu olan Asurlular, d&uuml;şmanlarını yenmek i&ccedil;in ileri askeri teknikler geliştirdiler.</p><p>Sargon, M&Ouml; 721&rsquo;de tahtı ele ge&ccedil;irdiğinde, hemen isyancı kuzey İsrail krallığını fethetti ve zorla binlerce esirin yerini değiştirdi. Sargon&rsquo;un askeri zaferleri Anadolu ve batı İran platosunda devam etti. Ninova dışında, &ldquo;Sargon&rsquo;un kalesi&rdquo; anlamına gelen Dur Sharrukin&rsquo;de yeni bir başkent inşa etti. Ancak askeri olmayan icraatlerinden başka pek az şey biliniyor.</p><p>Arkeologlar, Faida R&ouml;lyeflerinin Asur g&ouml;llerinin yakınındaki toprakları iyileştirmek i&ccedil;in kapsamlı kraliyet desteğine işaret ettiğini s&ouml;yl&uuml;yor.</p><p>Sargon&rsquo;un oğlu Sennacherib bu ağı genişletti ve d&uuml;nyanın en eski su kemeri olabilecek şeyi inşa etti, Ninova yakınlarında nehrin &uuml;zerinden ge&ccedil;en bu yapı, taştan ve su ge&ccedil;irmez dolgu malzemesi ile inşa edilmişti. &Uuml;zerine ise ş&ouml;yle yazdırmıştı: &ldquo;Dik yama&ccedil;lı vadiler &uuml;zerinde beyaz kalker bloklardan oluşan bir su kemeri yaptım; O suların &uuml;zerinden akmasını sağladım.&rdquo;</p><p>Oxford &Uuml;niversitesi&rsquo;nden arkeolog Stephanie Dalley, şehre pompalanan bol sudan yararlanmak i&ccedil;in efsanevi Babil&rsquo;in Asma Asma Bah&ccedil;elerinin aslında Ninova&rsquo;da inşa edilmiş olabileceğini savunuyor. Bu tez tartışmalı olmasına rağmen, Ur ve diğer araştırmacılar, akademisyenlerin Asur&rsquo;un savaş alanındaki teknolojik uzmanlığını hafife aldıklarını s&ouml;yl&uuml;yorlar.</p><p>B&ouml;lgede yapılan araştırmalarda, taş panellerin her detayını ve bağlamlarını kaydetmek i&ccedil;in lazer tarama ve dijital fotogrametri gibi ileri teknolojiler kullanıldı.</p><p>Bir drone, araştırmacıların t&uuml;m kanal ağını haritalamasına izin verecek y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;kl&uuml; hava fotoğrafları sağladı.</p><p>Ancak Sargon&rsquo;un himayesindeki değerli kalıntılar vandalizm, yasadışı kazılar ve yakındaki k&ouml;y&uuml;n genişlemesi nedeniyle b&uuml;y&uuml;k tehdit altında.</p><p>R&ouml;lyeflerden biri, ge&ccedil;tiğimiz Mayıs ayında bir yağmacı tarafından hasar g&ouml;rd&uuml;. Bir &ccedil;ift&ccedil;i, ahırını genişlettiğinde başka bir panele zarar verdi. Ve 2018&rsquo;de modern bir su kemeri, antik kanalın ortasından ge&ccedil;ti.</p><p>Araştırmanın nihai hedefi, diğer kaya kabartmalarını da i&ccedil;eren bir arkeolojik park oluşturmak ve Romalıların gelmesinden beş asır &ouml;nce Asur h&uuml;k&uuml;mdarları tarafından inşa edilen t&uuml;m hidrolik sistem i&ccedil;in UNESCO D&uuml;nya Miras Alanı korumasını kazanmak.</p><p>Kaynak: Udine &Uuml;niversitesi ve Natioal Geography / &Ccedil;eviri: Arkeofili</p><p>Fotoğraflar: Alberto Savioli, LoNAP</p><p>(Alıntı)</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/3334/kumlarin-kralicesi-kum-zambagi-pancratium-maritimum</guid>
	<pubDate>Thu, 29 Sep 2022 20:06:33 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/3334/kumlarin-kralicesi-kum-zambagi-pancratium-maritimum</link>
	<title><![CDATA[Kumların Kraliçesi: Kum Zambağı (Pancratium maritimum)]]></title>
	<description><![CDATA[<figure class="image"><img style="aspect-ratio:1504/2048;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1729194503/di/c0/Hb5ISBnYOAG4VfZAYOvMWrAOr6n7zePBWp5Kd5ou62k/editor_images/1/45/67116a062cb8a.jpg" width="1504" height="2048" alt="image"></figure><h3 data-sourcepos="3:1-3:9">Giriş</h3><p data-sourcepos="5:1-5:399">Kıyılara özgü, zarif ve kokulu çiçekleriyle dikkat çeken kum zambağı (Pancratium maritimum), kumulların en güzel süslerinden biridir. Beyaz ve gösterişli çiçekleriyle yaz aylarında kıyıları süsleyen bu bitki, aynı zamanda nesli tehlike altında olan ender türlerdendir. Bu makalede, kum zambağının botanik özellikleri, yaşam alanı, tehditler ve koruma çabaları hakkında detaylı bilgiler bulacaksınız.</p><h3 data-sourcepos="7:1-7:12">Habitatı</h3><p data-sourcepos="9:1-9:223">Kum zambağı, kıyı kumullarının karakteristik bitkilerinden biridir. Tuzlu ve kumlu toprakları, güneşli ve rüzgarlı ortamları sever. Kökleri derinlere inerek kumullarda tutunur ve kum hareketlerini engellemeye yardımcı olur.</p><h3 data-sourcepos="11:1-11:23">Botanik Özellikleri</h3><p data-sourcepos="13:1-13:220">Kum zambağı, soğanlı bir bitkidir. Uzun, şeritsi yaprakları ve büyük, beyaz, hoş kokulu çiçekleri vardır. Çiçekler genellikle yaz aylarında açar ve uzun ömürlüdür. Soğanları, bitkinin kuraklığa dayanıklı olmasını sağlar.</p><h3 data-sourcepos="15:1-15:18">Gereksinimleri</h3><ul data-sourcepos="17:1-20:0"><li data-sourcepos="17:1-17:22"><strong>Işık:</strong> Tam güneş.</li><li data-sourcepos="18:1-18:55"><strong>Toprak:</strong> Tuzlu, kumlu ve iyi drene olan topraklar.</li><li data-sourcepos="19:1-20:0"><strong>Sulama:</strong> Kuraklığa dayanıklıdır ancak uzun süreli kuraklıkta sulama gerekebilir.</li></ul><h3 data-sourcepos="21:1-21:30">Yayılımı ve Tehlike Durumu</h3><p data-sourcepos="23:1-23:254">Kum zambağı, Akdeniz havzasında ve Karadeniz'in güney kıyılarında doğal olarak yetişir. Türkiye'de de özellikle Akdeniz ve Ege kıyılarında yayılış gösterir. Ancak habitat kaybı, turizm faaliyetleri ve bilinçsiz toplama nedeniyle nesli tehlike altındadır.</p><h3 data-sourcepos="25:1-25:16">Yerel Adları</h3><ul data-sourcepos="27:1-30:0"><li data-sourcepos="27:1-27:47"><strong>Kum zambağı:</strong> En yaygın kullanılan adıdır.</li><li data-sourcepos="28:1-28:74"><strong>Deniz zambağı:</strong> Deniz kıyılarında yetiştiği için bu isimle de anılır.</li><li data-sourcepos="29:1-30:0"><strong>Kum nilüferi:</strong> Çiçeklerinin güzelliğinden dolayı bu isimle de bilinir.</li></ul><h3 data-sourcepos="31:1-31:27">Cins Adının Etimolojisi</h3><ul data-sourcepos="33:1-35:0"><li data-sourcepos="33:1-33:136"><strong>Pancratium:</strong> Yunanca "pan" (tüm) ve "kratys" (güçlü) kelimelerinden gelir. Bitkinin tüm kısımlarının kuvvetli olduğuna işaret eder.</li><li data-sourcepos="34:1-35:0"><strong>maritimum:</strong> Latince "deniz" anlamına gelir. Bitkinin deniz kıyılarında yetiştiğini belirtir.</li></ul><h3 data-sourcepos="36:1-36:17">Mutfak Değeri</h3><p data-sourcepos="38:1-38:68">Kum zambağı, zehirli bir bitki olduğu için tüketilmesi sakıncalıdır.</p><h3 data-sourcepos="40:1-40:27">Alternatif Tıptaki Yeri</h3><p data-sourcepos="42:1-42:157">Geçmişte bazı kültürlerde kum zambağının çeşitli hastalıklara iyi geldiğine inanılmış ve kullanılmıştır. Ancak bilimsel olarak kanıtlanmış bir etkisi yoktur.</p><h3 data-sourcepos="44:1-44:9">Sonuç</h3><p data-sourcepos="46:1-46:203">Kum zambağı, hem görsel güzelliği hem de ekosistemdeki önemiyle dikkat çeken bir bitkidir. Kıyı kumullarının korunması, kum zambağının ve diğer birçok endemik türün geleceği için büyük önem taşımaktadır.</p><p data-sourcepos="50:1-50:13"><strong>Kaynakça:</strong></p><ul data-sourcepos="52:1-55:0"><li data-sourcepos="52:1-52:73"><strong>Türkiye Bitkileri Listesi:</strong> [Türkiye Bitkileri Listesi (tblist.org)]</li><li data-sourcepos="53:1-53:43"><strong>Vikipedi:</strong> [[geçersiz URL kaldırıldı]]</li><li data-sourcepos="54:1-55:0"><strong>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı:</strong> İlgili koruma projeleri ve raporları</li></ul><p data-sourcepos="56:1-56:16"><strong>Ek Bilgiler:</strong></p><ul data-sourcepos="58:1-61:0"><li data-sourcepos="58:1-58:67">Kum zambağının soğanları, bitkinin çoğalması için kullanılabilir.</li><li data-sourcepos="59:1-59:63">Kum zambağı, bazı böcekler için önemli bir nektar kaynağıdır.</li><li data-sourcepos="60:1-61:0">Kum zambağı, peyzaj mimarisinde de kullanılmaktadır.</li></ul>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/3320/palamut-mu-tombik-mi</guid>
	<pubDate>Wed, 28 Sep 2022 19:44:53 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/3320/palamut-mu-tombik-mi</link>
	<title><![CDATA[Palamut mu, tombik mi?]]></title>
	<description><![CDATA[<p><img src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1699644369/di/c0/W-SPJKwJNX-HTa0tagr7JHUkklcPfDr6XM_mJZB4074/ckeditor_upload/1/1/39/palamut_vs_Tombik.png" alt=""></p><p>Şu an balık yemenin tam zamanı.&nbsp; Televizyon&nbsp; kanallarında, yazılı basında, bu sene palamutta bir bolluğun olduğu söyleniyor. İnternet ortamında da bu bolluk üzerine bir çok paylaşım bulunmakta.&nbsp;</p><p>Marmara Bölgesi'nden ve Trabzon, Samsun, Giresun ile Ordu gibi Karadeniz'in farklı illerinden denize açılan balıkçı tekneleri, Zonguldak açıklarında balık bolluğuyla karşılaştığı şeklinde haberleri, vatandaş olarak, ilgiyle izliyoruz.</p><p>"Kamyonlara yüklenip Türkiye'nin çeşitli kentlerine gönderilen balıkların fiyatları, boyutuna göre 20 ile 40 TL arasında değişiyor." denilen,&nbsp;'fakir pirzolası'&nbsp; olarak bilinen palamudun fiyatı, yine bir deniz ilçesi olan Burhaniye'de , tanede 60TL olarak, tezgahlarda etiketlenmiş.</p><p>Geçen yıla göre tezgahtaki palamut sayısı artmış, buna itirazım yok. İtirazım bu bolluğa karşın, fiyat daki yaklaşık 3 misli artışta. Burhaniye bunu haketmiyor kanısındayım.</p><p>Her şeye rağmen, balığı evine götürebilen vatandaşlarımıza afiyet olsun diyerek, konunun bir başka yönüne dikkati çekmek istiyorum. Bu balığı alıp sofrasına götürmek isteyen vatandaşlarımızın, alışveriş aşamasında yanıltılmamaları için, yine denizlerimizin balığı olan ve palamuta çok benzeyen tombik balığı konusunda da bir hatırlatma yapayım.&nbsp;</p><figure class="image"><img style="aspect-ratio:2048/1152;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1727884864/di/c0/1eMRRxFV3glR3tvAxMbKfpe9W6LxCjUTL0a5E_etWZc/editor_images/1/45/66fd6e3f8c7cb.jpg" width="2048" height="1152" alt="image"></figure><p>Palamudun dişleri vardır ancak tombiğin dişleri yoktur. Dişi olmayan balık, palamut değildir.&nbsp;</p><p>Palamudun yüzeyinde çizgiler varken, tombik beneklidir. Buradan da iki balık arasındaki fark rahatlıkla anlaşılabilir.</p><figure class="image"><img style="aspect-ratio:2048/1152;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1727884878/di/c0/TEZ0s8dxc5KNnqI0Yo3PmhF5hYU5XXC-5TMevgz0IfQ/editor_images/1/45/66fd6e4e57bf2.jpg" width="2048" height="1152" alt="image"></figure><p>Aldığınız balığı ‘takoz’ biçiminde kestirdiğinizde eti beyaz ise o palamuttur. Tombiğin eti siyah olur ve genellikle lakerda yapımında kullanılır.</p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/2730/tulipa-agenensis-dc</guid>
	<pubDate>Wed, 14 Sep 2022 15:51:17 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/2730/tulipa-agenensis-dc</link>
	<title><![CDATA[Tulipa agenensis DC.]]></title>
	<description><![CDATA[<p><img src="https://ahalim.com/photos/thumbnail/2518/large/" alt="Tulipa agenensis DC."></p><p>Kaba Lale</p><p>Tulipa agenensis, Liliaceae familyasındaki bir Orta Doğu çiçekli bitki türüdür. Türkiye, İran, Kıbrıs, Ege Adaları, Suriye, Lübnan, İsrail, Ürdün ve Filistin'e özgüdür ve Orta ve Batı Akdeniz'de doğallaştırılmıştır.</p><p>Tulipa agenensis, soğan oluşturan çok yıllık bir bitkidir. Çiçekler, yeşil bir sap ile merkeze doğru siyah ve sarı işaretlerle tuğla kırmızısı veya koyu kırmızıdır. Yaprakları oval, uçları kıvrık, sivri uçlu, yeşil ve mızrak şeklinde yaprakları vardır.</p><p>taksonomi<br />İtalya'da yaygın olarak 'Bologne'nin Kırmızı Lalesi' olarak biliniyordu.</p><p>Spesifik agenensis sıfatı, vahşi bir lale kolonisinin bulunduğu Fransız şehri Agen'e atıfta bulunur.</p><p>T. agenensis ilk olarak Pierre-Joseph Redouté tarafından Şubat 1804'te boyalı serisi 'Les Liliacées' Vol.1'de tanımlandı ve yayınlandı.</p><p>Kültür<br />Hollandalı sanatçı Jacob de Gheyn II'nin 1615'teki 'Perdeli Çiçek Vazosu' adlı resminde, Tulipa agenensis ile çaprazlanmış melez bir Tulipa hungarica dahil olmak üzere birkaç lale vardır. Osias Beert I, bir niş içinde bir cam vazoda Çiçekler çizerken (tarihsiz ancak c.1606), ayrıca Kırmızı lale, Tulipa agenensis de dahil olmak üzere birkaç lale vardır.</p><p><img src="https://ahalim.com/photos/thumbnail/2512/large/" alt="Tulipa agenensis DC."><img src="https://ahalim.com/photos/thumbnail/2510/large/" alt="Tulipa agenensis DC."></p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/2719/pulicaria-vulgaris-gaertn</guid>
	<pubDate>Wed, 14 Sep 2022 11:11:45 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/2719/pulicaria-vulgaris-gaertn</link>
	<title><![CDATA[Pulicaria vulgaris Gaertn.]]></title>
	<description><![CDATA[<p>&nbsp;</p><p data-sourcepos="1:1-1:30"><strong>Türkçe adı:</strong> Sıraca otu, Arap yaraotu</p><p data-sourcepos="5:1-5:13"><strong>Morfoloji</strong></p><p data-sourcepos="7:1-7:306">Pulicaria vulgaris Gĺaertn., Asteraceae familyasına ait, 20-100 cm boyunda, çok yıllık, otsu bir bitkidir. Gövdeleri dik, dallı ve tüylüdür. Yaprakları karşılıklı, basit, mızrak şeklindedir. Çiçekleri sarı renklidir. Çiçekler, salkım şeklinde ve 10-20 cm uzunluğundadır. Meyveleri tohum kapsülü şeklindedir.</p><p><img src="https://ahalim.com/photos/thumbnail/2272/large/" alt="Pulicaria vulgaris Gaertn."></p><p>Pulicaria vulgaris Gaertn.</p><p data-sourcepos="11:1-11:11"><strong>Habitat</strong></p><p data-sourcepos="13:1-13:149">Pulicaria vulgaris Gaertn., Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'da yaygın olarak bulunur. Ilıman iklimlerde, ormanlarda, çalılıklar ve açık alanlarda yaşar.</p><p data-sourcepos="15:1-15:15"><strong>Üreme şekli</strong></p><p data-sourcepos="17:1-17:131">Pulicaria vulgaris Gaertn., tohumla ürer. Tohumlar, meyvelerden toplanır ve ekildikten sonra çimlenir. Ayrıca, kökleri ile çoğalır.</p><p data-sourcepos="19:1-19:16"><strong>Besin değeri</strong></p><p data-sourcepos="21:1-21:147">Pulicaria vulgaris Gaertn., besin değeri açısından zengin bir bitki değildir. İçeriğinde protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineraller bulunur.</p><p data-sourcepos="23:1-23:19"><strong>Tıbbi kullanımı</strong></p><p data-sourcepos="25:1-25:153">Pulicaria vulgaris Gaertn., geleneksel tıpta yüzyıllardır kullanılmaktadır. İdrar söktürücü, balgam söktürücü ve anti-inflamatuar özellikleriyle bilinir.</p><ul data-sourcepos="27:1-29:0"><li data-sourcepos="27:1-27:181">Sıraca otu, böbrek ve idrar yolları hastalıklarında, astım ve bronşit gibi solunum yolu hastalıklarında ve romatizmal ağrılar gibi çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde kullanılır.</li><li data-sourcepos="28:1-29:0">Sıraca otu, ayrıca, yaraları iyileştirmede ve iltihabı azaltmada etkilidir.</li></ul><p data-sourcepos="30:1-30:30"><strong>Sıraca otunun yan etkileri</strong></p><p data-sourcepos="32:1-32:141">Sıraca otu, fazla tüketildiğinde mide bulantısı, kusma ve ishale neden olabilir. Ayrıca, bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara neden olabilir.</p><p data-sourcepos="34:1-34:40"><strong>Sıraca otunun toplanması ve tüketimi</strong></p><p data-sourcepos="36:1-36:215">Sıraca otu, ilkbahar ve yaz aylarında toplanır. Toplanan sıraca otlar, yıkandıktan sonra taze olarak tüketilebilir veya çay olarak hazırlanabilir. Sıraca otu, ayrıca, kozmetik ve ilaç endüstrisinde kullanılmaktadır.</p><p data-sourcepos="38:1-38:134">Sıraca otu, lezzetli ve besleyici bir bitkidir. Düzenli olarak tüketildiğinde, çeşitli sağlık sorunlarına iyi geldiği düşünülmektedir.</p><p data-sourcepos="40:1-40:20"><strong>Daha fazla bilgi</strong></p><ul data-sourcepos="42:1-45:0"><li data-sourcepos="42:1-42:101">Pulicaria vulgaris Gaertn., 1753 yılında İsveçli botanikçi Carl Linnaeus tarafından tanımlanmıştır.</li><li data-sourcepos="43:1-43:151">Bitkinin Latince adı, "vulgaris" kelimesinden türetilmiştir. Bu kelime, "yaygın" anlamına gelir ve bitkinin yaygın olarak bulunmasına atıfta bulunur.</li><li data-sourcepos="44:1-45:0">Türkiye'de Pulicaria vulgaris Gaertn., Marmara, Ege, Karadeniz ve Akdeniz Bölgeleri'nde yaygın olarak bulunur.</li></ul><p data-sourcepos="46:1-46:22"><strong>Cins adının kökeni</strong></p><p data-sourcepos="48:1-48:144">Pulicaria cinsi adı, Latince "pulvis" kelimesinden türetilmiştir. Bu kelime, "toz" anlamına gelir ve bitkinin tozlu yapraklarına atıfta bulunur.</p><p data-sourcepos="50:1-50:8"><strong>Özet</strong></p><p data-sourcepos="52:1-52:239">Pulicaria vulgaris Gaertn., Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'da yaygın olarak bulunan, çok yıllık, otsu bir bitkidir. İdrar söktürücü, balgam söktürücü ve anti-inflamatuar özellikleriyle bilinir. Geleneksel tıpta yüzyıllardır kullanılmaktadır.</p><p data-sourcepos="54:1-54:16"><strong>Arap yaraotu</strong></p><p data-sourcepos="56:1-56:188">Arap yaraotu, sıraca otu ile aynı bitkidir. Bu isim, bitkinin yaraları iyileştirmede etkili olduğuna dair bir inanışa dayanmaktadır. Bitki, Arap ülkelerinde yaygın olarak kullanılmaktadır.</p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/2650/moraea-sisyrinchium</guid>
	<pubDate>Tue, 13 Sep 2022 21:21:11 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/2650/moraea-sisyrinchium</link>
	<title><![CDATA[Moraea sisyrinchium]]></title>
	<description><![CDATA[<p>KEKLİK ÇİĞDEMİ (Syn. Gynandriris sisyrinchium (L.))</p><p>Aslında çiğdem türlerinden değil, İris cinsinin mini yapılı bir türüdür. Süsengiller familyasındandır. Tüm Akdeniz çevresi ülkelerinde kışın şiddetli soğuk olmayan, kıyı kesimlerine yakın yerlerde doğal olarak bulunur. Küçük soğanları olan, küçük çiçekli bir bitkidir. Kış sonu, ilkbahar başı döneminde çiçek açar. Yaza doğru yaprakları kurur. sonra kışın tekrar yapraklar çıkarır. Soğanları genelde fazla derinde oluyor.</p><p>İyi drene edilmiş alkalin özellikli toprakları ve bol güneşli ortamları sever. Olgunlaşmış kormları* uzun bir süre günlük çiçekler açar.</p><p>Çiçekleri mor mezarlık süsenlerinin minyatür biçimi gibidir: Renk genelde morumsu koyu mavidir. Lila rengine yakın, daha açık tonda mavimsi /pembemsi renkte çiçek açan çeşitleri de var. Çiçek taç yapraklarından en dış üç tanesi dil gibi çevreye kavisli olarak yayılır ve bunların aşağı-orta kısımları sarımsı ve beyazımsı renklerde desenlidir. Diğer taç yapraklar ince dar yapılı olup yukarı yöneliktir. Bir sap üzerinde üst üste birkaç tomurcuk sırasıyla çiçek açar. Bazı yerlerde birkaç bitki sıkıca bir arada ve üzeri çok sayıda çiçekle halde geliştiklerini görebilirsiniz.</p><p><img class="image_resized" style="aspect-ratio:402/600;width:1034px;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1699625324/di/c0/Dl3tkhQ9QeR0iOq1-dLT2R-6bD1hmFBtW4M1SF0Y5YU/ckeditor_upload/1/1/45/paste/3c19ba0a5e96c234c90fc7a34801ab22.png" alt="" width="402" height="600"></p><p><img class="image_resized" style="aspect-ratio:402/600;width:1034px;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1699625466/di/c0/5SA3PDYixD0RoAZ6e1LXxa4E9nYX6s_7O1qM83vYbW0/ckeditor_upload/1/1/45/paste/a72d60c792a67e44f2c1de6d640572cb.png" alt="" width="402" height="600"></p><p><span style="font-size:1rem;font-weight:400;">(Fotoğraflar: Adatepe, Mıhlı)</span></p><p>*&nbsp;Gövde ekseninin kuru pul benzeri yapraklar ile kaplanmış dış kısmına korm denir<span style="font-size:1rem;font-weight:400;">oraea sisyrinchium (L.) Ker Gawl. Resim Grafik Beleşeni</span></p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/2447/aubrieta-olympica</guid>
	<pubDate>Wed, 07 Sep 2022 11:53:53 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/2447/aubrieta-olympica</link>
	<title><![CDATA[Aubrieta olympica]]></title>
	<description><![CDATA[<p><img class="image_resized" style="aspect-ratio:600/401;width:1034px;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1662551002/di/c0/xS1SKAAFJmrqpz3k2YEbI4VehKiVcxH0sajr3pvutOQ/ckeditor_upload/1/1/45/paste/a299edff861bf05af2d9aa4cef05d127.png" alt="" width="600" height="401"></p><p>Ulu obrizya</p><p>Çok yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 30 cm ile 50 cm arasında olabilir. Çiçeklenme dönemi Nisan – Ağustos arası, tohunların olgunlaşma dönemi Temmuz – Ekim arasıdır. Çiçekler erdişil (erkek ve dişi organlar bir arada) ve arılar aracalığı ile tozlaşır. Bitki kendi kendini dölleyebilir. Çiçekleri 4 taçyapraklıdır. Tür örneği ilk kez Uludağ'da toplandığı için Uludağ Obrizyası olarak ta anılır.</p><h5>Yetiştiği Yerler</h5><p>Taşlık, kayalık alanlar, bozkır benzeri yerler.</p><p><img class="image_resized" style="aspect-ratio:401/600;width:1034px;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1662551456/di/c0/E72VK8SgVKlH58agilI_72V3WfiXgOg6BnUuRvincS0/ckeditor_upload/1/1/45/paste/720d7f338f6e553f5768ed484e50e7e1.png" alt="" width="401" height="600"></p><h5>&nbsp;</h5><h5>Dağılım</h5><p>Bu bitki Türkiye için endemiktir. Başta Uludağ’da olmak üzere,Balıkesir,&nbsp; Bursa, İstanbul, Kocaeli ve Sakarya illerinde yetişir.</p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/2393/bozcaadada-bassiz-bir-osmanli-sadrazami</guid>
	<pubDate>Tue, 06 Sep 2022 20:25:30 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/2393/bozcaadada-bassiz-bir-osmanli-sadrazami</link>
	<title><![CDATA[Bozcaadada başsız bir Osmanlı Sadrazamı]]></title>
	<description><![CDATA[<p><img alt="Alay Bey Camii" src="https://ahalim.com/photos/thumbnail/2317/large/"></p><p>Bozcaada Alaybey Camii Haziresinde bulunan sade bir mezar dikkatimi &ccedil;ekmiş idi. Eski yazısıyla, diğerlerinden uzun, kavuklu mezar taşı ile, Osmanlı d&ouml;neminden kaldığı besbelli idi. İnternette yaptığım araştırma ile mezarın I. Abdulhamit d&ouml;neminde yaşayan bir sadrazama ait olduğu, ve başsız olarak, sadece g&ouml;vdesinin bu mezar i&ccedil;inde olduğunu &ouml;ğrendim. Hikayenin gerisini okuduğum kaynaktan size aktarıyorum.</p><p>&quot;Bozcaada Alaybey Camii bah&ccedil;esinde bulunan kallavi başlıklı bir mezar bu yazının konusu oldu. Tarihi k&uuml;&ccedil;&uuml;k cami b&ouml;yle bir şahide i&ccedil;in fazla sade duruyordu. Bu y&uuml;zden merakımı celbetti. İncelediğimde de garip bir &ouml;yk&uuml;n&uuml;n son noktası olduğunu &ouml;ğrendim. Bozcaada&rsquo;da ki bu garip mezarın ilgin&ccedil; &ouml;yk&uuml;s&uuml;, yani &ldquo;Başsız Bir Osmanlı Sadrazamı&rdquo;nın hikayesi.</p><p>Halil Hamid Paşa, Sultan I. Abd&uuml;lhamit tarafından b&uuml;y&uuml;k umutlarla se&ccedil;ilmiş bir sadrazamdı. Bozcaada&rsquo; da, Alaybey Camisi haziresine sadece v&uuml;cudu g&ouml;m&uuml;ld&uuml;. Bu akıllı ve &ccedil;alışkan devlet adamının kafası, İstanbul&rsquo;a getirilip, ibreti alem i&ccedil;in halka teşhir edildikten sonra, Karacaahmet Mezarlığı&rsquo;na defnedilmişti.</p><p>Osmanlı İmparatorluğu&rsquo;nun 27. padişahı olan I.Abd&uuml;lhamit, Lale Devri Padişahı III. Ahmet ile Rabia Şermi Sultan&rsquo;ın oğluydu. Daha 7 yaşındayken annesini kaybetmişti. Osmanlı geleneğine bağlı olarak padişah olana kadar, kafes arkasında yaşamış, İstanbul&rsquo;u bile g&ouml;rmemişti. Saltanatı olduk&ccedil;a karışık bir d&ouml;neme rastladı. Tam 10 sadrazam değiştirdi. Kara Vezir &nbsp;ve bu yazının konusu olan Halil Hamid Paşa dışındaki sadrazamlar, başarısız ve sıradan kimselerdi. Hatta, se&ccedil;ilen yedi sadrazamın, sadece isimlerinde bulunan Mehmet=Muhammed&rsquo;in uğuruna inanıldığı i&ccedil;in bu g&ouml;reve geldikleri s&ouml;ylenir.</p><p>Halil Hamid Paşa, G&uuml;rc&uuml; asıllıydı. 1736 Yılında Isparta&rsquo;da doğmuş, tahsil i&ccedil;in de İstanbul&rsquo;a gelmişti. Bab-ı Ali kaleminde &ccedil;alışmaya başlayıp, burada değişik g&ouml;revlerde bulundu. Dirayetli, akıllı ve &ccedil;alışkandı. Silahtar Seyyid Mehmet Efendi&rsquo;nin (Karavezir) dikkatini &ccedil;ekip, onun tarafından padişaha tanıtıldı. Karavezir&rsquo;in sadrazamlığı zamanında da, &ouml;nce Reis-&uuml;l K&uuml;tap, daha sonra da sadrazam keth&uuml;dalığı g&ouml;revinde bulundu. Karavezir Paşa&rsquo;nın vefatıyla, sadrazam keth&uuml;dalığı g&ouml;revi sona erdi. Fakat, Padişah I.Abd&uuml;lhamit&rsquo;in emriyle bir m&uuml;ddet sonra tekrar g&ouml;revine geri d&ouml;nd&uuml;.</p><p>31 Aralık 1782&rsquo;de, devrin Sadrazamı Yeğen Mehmet Paşa&rsquo;dan alınan M&uuml;hr-&uuml; Humayun, padişah tarafından, yetenekli, &ccedil;alışkan ve kişilikli bir devlet adamı olan Halil Hamid Paşa&rsquo;ya verildi. İsmail Hakkı Uzun&ccedil;arşılı, Osmanlı Tarihi adlı eserinde, bu sadarete ait &ccedil;ıkan hatt-ı h&uuml;mayunun T&uuml;rk&ccedil;esini a&ccedil;ıklar: &ldquo;Selefin Yeğen Mehmet Paşa&rsquo;nın hal ve etvarı memule muvafık zuhur etmediğinden ve senin iki defa keth&uuml;dalığında ve riyaset ve saire bulunduğun hidematta mesai-i cemilen n&uuml;mayan olduğundan m&uuml;hr-i h&uuml;mayunımı yed-i istiklaline teslim eyledim.&rdquo;</p><p>Halil Hamid Paşa, 31 Aralık 1782 yılında başladığı sadrazamlık g&ouml;revini, hi&ccedil; ara vermeden 31 Mart 1785 yılına kadar 2 sene 3 ay boyunca yaptı. Canla başla &ccedil;alıştı. İmparatorluk bir &ccedil;&ouml;k&uuml;nt&uuml;n&uuml;n i&ccedil;indeydi. Padişah yaşlıydı. Sadrazamdan &ccedil;ok şey bekleniyordu. Aslında yapmak istediği pek &ccedil;ok şey vardı ama ne yazık ki bu &ccedil;ok kolay değildi. &Uuml;stelik, devrin Kaptan-ı Deryası yani denizcilik komutanı Cezayirli Hasan Paşa, sadrazamdan pek hoşlanmıyor ve aleyhinde konuşmaktan &ccedil;ekinmiyordu. Cezayirli, padişahın kız kardeşi Esma Sultan vasıtasıyla, I.Abd&uuml;lhamit&rsquo;e, Halil Hamid Paşa hakkında, bazı bilgiler sızdırdı. Ve bu, sadrazamın sonu oldu.</p><p>Padişah, kız kardeşinden, sadrazamın kendisine karşı iyi olmayan niyetler beslediğini, yaşlılığı ve başarısızlığı nedeniyle I.Abd&uuml;lhamit&rsquo;in tahttan indirilerek Şehzade Selim&rsquo;in (III.Selim) başa getirilmesini planladığını &ouml;ğrendi. Duydukları karşısında sinirlenen padişah k&uuml;plere bindi. Ve &ccedil;ok sevdiği sevgili veziri i&ccedil;in sonun başlangıcını uygulamaya koyuldu. Hemen M&uuml;hr-&uuml; Humayun geri alındı. Mal varlığına el konulup Gelibolu&rsquo;ya s&uuml;r&uuml;ld&uuml;. Arkasından g&ouml;nderilen bir fermanla Cide ve Habeş Valiliği&rsquo;ne atandığı bildirildi. Bir m&uuml;ddet sonra da hazırlık yapması i&ccedil;in Bozcaada&rsquo;ya gitmesi emredildi. Paşa Bozcaada&rsquo;ya gitti. Yola &ccedil;ıkmak i&ccedil;in izin bekliyordu. Ama izin yerine bu g&ouml;revden azledilmiş olduğu bidirildi. İstank&ouml;y&rsquo;de yaşamaya mahkum edilmişti. Fakat oraya gidemedi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; padişahın emriyle, Bozcaada&rsquo;da, 27 Nisan 1785 yılında, Kara Keth&uuml;zade Ali Bey tarafından kafası kesilerek &ouml;ld&uuml;r&uuml;ld&uuml;.&quot;</p><p>Alıntı:&nbsp;Bilsen G&uuml;rer / Turizm Araştırmacısı &amp; Yazar</p><p>Yaznın t&uuml;m&uuml;n&uuml; <a href="https://www.turizmguncel.com/makale/bozcaadada-bassiz-bir-osmanli-sadrazami#:~:text=Halil%20Hamid%20Pa%C5%9Fa%2C%20Sultan%20I,%2C%20Karacaahmet%20Mezarl%C4%B1%C4%9F%C4%B1'na%20defnedilmi%C5%9Fti.">buradan </a>okuyabilirsiniz.</p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/2384/scrophularia</guid>
	<pubDate>Tue, 06 Sep 2022 18:42:59 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/2384/scrophularia</link>
	<title><![CDATA[Scrophularia]]></title>
	<description><![CDATA[<p><img src="https://ahalim.com/photos/thumbnail/2382/large/" alt="Scrophularia"></p><p>Sıracaotu</p><p>Tek, iki ya da çok yıllık otlardan oluşan bir cinstir. Gövdeler karedir. Yapraklar genellikle karşılıklı dizilişli, düz ve 3 derin teleksidir. Çiçek kurulu bileşik salkım ya da talkım halindedir. Cins kuzey yarımküreye özgüdür.</p><p>Etimoloji<br />Cins adı Latince “sıraca” anlamına gelir. Cinsin sıraca hastalığını tedavi etmek amacı ile kullanılmasına işaret eder.</p><p><img src="https://ahalim.com/photos/thumbnail/2381/large/" alt="Scrophularia"></p><p>1 m'ye kadar çıkan çok yıllık bu bitki salgı bezeli saplı çiçekleri dışında tüysüzdür. Gövde köşelidir. Yumurta biçiminde kenarları testere dişli yaprakları vardır. Korolla yeşilimsi mor-kahverengidir. Staminod ters yumurtamsı, ucu kesikli derin çentikli ve yayık girintilidir. Kromozom numarası 2n=36'dır.</p><p>Nemli açıklıklar, gölge yerler ve çalılıklarda yetişir.</p><p><img src="https://ahalim.com/photos/thumbnail/2380/large/" alt="Scrophularia"></p>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://ahalim.com/blog/view/2250/gundurmelalesi-glaucium-flavum-crantz-sahilin-parlak-yildizi</guid>
	<pubDate>Tue, 06 Sep 2022 12:49:48 +0000</pubDate>
	<link>https://ahalim.com/blog/view/2250/gundurmelalesi-glaucium-flavum-crantz-sahilin-parlak-yildizi</link>
	<title><![CDATA[Gündürmelalesi (Glaucium flavum Crantz): Sahilin Parlak Yıldızı]]></title>
	<description><![CDATA[<figure class="image"><img style="aspect-ratio:1151/2048;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1729542488/di/c0/0azcwu57WcVDhV9lVLJ6aramX_g-cNF83CH67vdocRc/editor_images/1/45/6716b9564f3d3.jpg" alt="image" width="1151" height="2048"><figcaption>Gündürmelalesi (Glaucium flavum), Geyikli - Fotoğraf: Fazlı Yurtsever</figcaption></figure><h3 data-sourcepos="3:1-3:9">Giriş</h3><p data-sourcepos="5:1-5:246">Gündürmelalesi (Glaucium flavum), parlak sarı çiçekleriyle dikkat çeken, kıyı bölgelerinin vazgeçilmez bitkilerinden biridir. Hem görsel güzelliği hem de tıbbi özellikleriyle bilinen gündürmelalesi, bu makalede detaylı bir şekilde incelenecektir.</p><h3 data-sourcepos="7:1-7:12">Habitatı</h3><p data-sourcepos="9:1-9:202">Gündürmelalesi, genellikle deniz kıyılarına yakın kumlu ve taşlık topraklarda yetişir. Tuzlu topraklara dayanıklı olmasıyla bilinir. Deniz kıyıları, nehir kenarları ve yol kenarlarında sıklıkla görülür.</p><figure class="image"><img style="aspect-ratio:2048/1151;" src="https://ahalim.com/serve-file/e0/l1729609160/di/c0/ODfsP9hAQon_huJk-x2Ln32We_XM3vAdhyEQ4mj3UwE/editor_images/1/45/6717bdc63d127.jpg" width="2048" height="1151" alt="image"><figcaption>Gündürmelalesi (Glaucium flavum), Bozcaada, - Fotoğraf: Fazlı Yurtsever</figcaption></figure><h3 data-sourcepos="11:1-11:23">Botanik Özellikleri</h3><p data-sourcepos="13:1-13:252">Gündürmelalesi, iki yıllık veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Gövdesi dik ve dallıdır. Yaprakları lobludur ve mavimsi yeşil renktedir. Çiçekleri büyük ve parlak sarı renkte olup, dört yapraklıdır. Çiçeklenme dönemi genellikle ilkbahar ve yaz aylarıdır.</p><h3 data-sourcepos="15:1-15:18">Gereksinimleri</h3><ul data-sourcepos="17:1-20:0"><li data-sourcepos="17:1-17:47"><strong>Işık:</strong> Tam güneş alan yerleri tercih eder.</li><li data-sourcepos="18:1-18:76"><strong>Toprak:</strong> İyi drene olan, kumlu ve tuzlu topraklarda rahatlıkla yetişir.</li><li data-sourcepos="19:1-20:0"><strong>Sulama:</strong> Kuraklığa dayanıklıdır ancak düzenli sulama bitkinin daha iyi gelişmesini sağlar.</li></ul><h3 data-sourcepos="21:1-21:30">Yayılımı ve Tehlike Durumu</h3><p data-sourcepos="23:1-23:339">Gündürmelalesi, Avrupa, Kuzey Afrika ve Asya'nın bazı bölgelerinde doğal olarak yayılış gösterir. Türkiye'de de özellikle Ege ve Akdeniz kıyıları boyunca sıklıkla görülür. Genel olarak yaygın bir tür olduğu için şu anda bir tehlike altında değildir. Ancak kıyı erozyonu ve habitat kaybı nedeniyle bazı bölgelerde popülasyonları azalabilir.</p><h3 data-sourcepos="25:1-25:16">Yerel Adları</h3><p data-sourcepos="27:1-27:144">Gündürmelalesi, halk arasında farklı isimlerle anılabilir. Bunlar arasında "sarı boynuzlu gelincik", "deniz lalesi" gibi adlandırmalar yer alır.</p><h3 data-sourcepos="29:1-29:26">Cins Adının Etimoljisi</h3><ul data-sourcepos="31:1-33:0"><li data-sourcepos="31:1-31:148"><strong>Glaucium:</strong> Yunanca "glaukos" kelimesinden türetilmiştir. Bu kelime, mavimsi yeşil anlamına gelir ve bitkinin yapraklarının rengine işaret eder.</li><li data-sourcepos="32:1-33:0"><strong>flavum:</strong> Latince "sarı" anlamına gelir ve bitkinin çiçeklerinin rengini ifade eder.</li></ul><h3 data-sourcepos="34:1-34:17">Mutfak Değeri</h3><p data-sourcepos="36:1-36:192">Gündürmelalesi, bazı bölgelerde genç yaprakları salatalarda ve çorbalarda kullanılır. Ancak, bitkinin bazı kısımları toksik olabileceğinden, tüketilmeden önce mutlaka uzman görüşü alınmalıdır.</p><h3 data-sourcepos="38:1-38:27">Alternatif Tıptaki Yeri</h3><p data-sourcepos="40:1-40:271">Gündürmelalesi, geleneksel tıpta öksürük, astım ve cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılmıştır. Bitkinin bazı bileşenlerinin anti-inflamatuar, antioksidan ve ağrı kesici etkileri olduğu bilinmektedir. Ancak, bilimsel olarak kanıtlanmış birçok çalışma bulunmamaktadır.</p><h3 data-sourcepos="42:1-42:9">Sonuç</h3><p data-sourcepos="44:1-44:408">Gündürmelalesi, hem görsel güzelliği hem de tıbbi özellikleriyle dikkat çeken bir bitkidir. Kıyı ekosistemlerinin önemli bir parçası olan gündürmelalesi, aynı zamanda geleneksel tıpta da kullanılmıştır. Ancak, habitat kaybı ve bilinçsiz toplama nedeniyle bazı popülasyonları tehdit altında olabilir. Bu nedenle, gündürmelalesinin korunması ve sürdürülebilir kullanımı için çalışmalar yapılması gerekmektedir.</p><p data-sourcepos="48:1-48:14"><strong>Kaynaklar:</strong></p><ul data-sourcepos="50:1-53:0"><li data-sourcepos="50:1-50:133"><strong>DergiPark:</strong>&nbsp;<response-element class="" ng-version="0.0.0-PLACEHOLDER"><link-block class="ng-star-inserted"><a target="_blank" rel="noopener" href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/651601">https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/651601</a></link-block></response-element></li><li data-sourcepos="51:1-51:111"><strong>Wikipedia:</strong>&nbsp;<response-element class="" ng-version="0.0.0-PLACEHOLDER"><link-block class="ng-star-inserted"><a target="_blank" rel="noopener" href="https://en.wikipedia.org/wiki/Glaucium_flavum">https://en.wikipedia.org/wiki/Glaucium_flavum</a></link-block></response-element></li><li data-sourcepos="52:1-53:0"><strong>Plants of the World Online:</strong> [geçersiz URL kaldırıldı]</li></ul><p data-sourcepos="54:1-54:187"><strong>Not:</strong> Bu makaledeki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve bitkisel tedavi konusunda uzman görüşünün yerini tutmaz. Herhangi bir sağlık sorununuz için mutlaka doktorunuza danışınız.</p><p data-sourcepos="56:1-56:16"><strong>Ek Bilgiler:</strong></p><ul data-sourcepos="58:1-61:0"><li data-sourcepos="58:1-58:73">Gündürmelalesi, bazı bölgelerde süs bitkisi olarak da yetiştirilebilir.</li><li data-sourcepos="59:1-59:74">Bu bitki, arılar ve diğer tozlayıcılar için önemli bir besin kaynağıdır.</li><li data-sourcepos="60:1-61:0">Gündürmelalesi, bazı böcek türleri için barınma alanı sağlar.</li></ul>]]></description>
	<dc:creator>fotocu</dc:creator>		</item>
</channel>
</rss>
